TCK m.2'de düzenlenen 'kanunilik ilkesi'nin 'dava açma' ve 'iddianame' üzerindeki etkilerini Yargıtay'ın 23. Ceza Dairesi'nin 12.11.2015 tarihli kararı (2015/15110 E., 2015/6537 K.) örneği üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213579

TCK m.2'deki 'kanunilik ilkesi', ceza muhakemesinin temelini oluşturur ve dava açma yetkisi ile iddianamenin sınırlarını da belirler. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, 'Çevrenin kasten kirletilmesi' ve 'mala zarar verme' suçlarına ilişkin bir olayda, sanık hakkında iddianamede belirtilmeyen bir suçtan (şikayetçi S.. T..'a yönelik mala zarar verme suçu) mahkumiyet hükmü kurulması 'iddianame dışına çıkılarak' hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesini (hükmün konusunun iddianamede gösterilen fiilden ibaret olması) esas alarak, 'yargılamada iddianamenin dışına çıkılamayacağı' ve 'bu suçla bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği' prensibini vurgulamıştır. Bu, kanunilik ilkesinin 'davaya konu olayda suçun ve sanığın belirli olması' prensibiyle de bağlantılı olduğunu gösterir. İddianame, yargılamanın çerçevesini çizen ve sanığın hangi fiilden dolayı yargılandığını netleştiren temel bir belgedir. İddianame dışına çıkılması, sanığın savunma hakkını kısıtlayarak adil yargılanma hakkını ihlal eder ve kanunilik ilkesine aykırılık teşkil eder, zira sanık, kendisine isnat edilen suçun kapsamını önceden bilemez.