Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 27.02.2017 tarihli kararında (2015/26925 E., 2017/2169 K.), sanıkların bir süt fabrikasına ait atık maddeleri toprağa dökme eyleminin çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturup oluşturmadığına dair değerlendirme nasıl yapılmıştır? Özellikle 'yetersiz gerekçe' ile beraat kararının bozulması hususunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213577

Söz konusu Yargıtay 18. Ceza Dairesi kararında, bir süt fabrikasına ait arıtma çamurları ve kömür cürufları gibi atıkların muhtelif alanlara dökülmesi eylemi incelenmiştir. Mahkeme, bu atıkların 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/j maddesi ve ilgili yönetmeliklere (örn. Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik) aykırı olarak toprağa verilmesiyle çevrenin kasten kirletildiği sonucuna ulaşmıştır. Kararda, bilirkişi raporunda her ne kadar kalıcı kirlilik tespiti yapılmasa veya insan/hayvan sağlığına doğrudan risk taşımadığı belirtilse de, suçun 'tehlike suçu' niteliği gereği, atıkların hukuka aykırı şekilde alıcı ortama verilmesinin suçun oluşumu için yeterli olduğu vurgulanmıştır. Yerel Mahkeme'nin sanıkların beraatine 'yetersiz gerekçe' ile karar vermesi, sanıkların ifadeleri (şoförün talimatla dökme, idari amirin dökülen yerin fabrika arazisi olduğunu sanma) ve olay tutanakları karşısında, sanıkların kastının veya fiilin unsurlarının yeterince tartışılmamış olması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, sanıkların 'kasten kirletmeye neden olduklarının anlaşılmasına karşın' beraat kararının yetersiz gerekçeyle verildiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bu karar, suçun manevi unsurunun ve objektif unsurlarının somut delillerle tam olarak tespit edilmesi ve gerekçelendirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.