FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunda, failin manevi unsurunun (doğrudan kast) tespiti neden 'suçta ve cezada kanunilik' prensibi açısından son derece önemlidir? AYM'nin Bilal Celalettin Şaşmaz kararı ışığında bu bağlantıyı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213565

Terör örgütü üyeliği suçunda failin doğrudan kastının (örgütün terör niteliğini ve amaçlarını bilerek, örgütün bir parçası olmayı isteyerek ve amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlı bir irade ile katkı sağlayarak hareket etme) tespiti, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (Anayasa m.38, İHAS m.7) açısından hayati öneme sahiptir. Zira bu prensip, kişilerin işledikleri fiillerin cezai sorumluluk doğuracağını makul olarak öngörebilmelerini gerektirir. AYM'nin Bilal Celalettin Şaşmaz kararında (B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § 64) vurgulandığı üzere, eğer başvurucunun örgütün terör niteliğini ve amaçlarını bilmediği, yasal bir oluşum zannıyla hareket ettiği anlaşılırsa, mahkumiyetinde kullanılan fiillerin kendisini cezai sorumluluk altına sokacağını öngörmesi mümkün değildir. Bu durumda, suçun kapsamının başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulduğu kabul edilir ki bu da Anayasa m.38'in birinci fıkrası ile bağdaşmaz. Dolayısıyla, manevi unsurun titizlikle tespiti, kanunilik ilkesinin ihlal edilmemesi, yani suçun öngörülebilir bir şekilde uygulanması için zorunludur.