Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 10.01.2018 tarihli, 2017/5600 E., 2018/120 K. sayılı kararında, 'abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verme' eyleminin 'özel belgede sahtecilik' suçundan ayrı olarak değerlendirilmesinin hukuki dayanağı nedir? Bu durumun 'özel hüküm' ve 'kanunilik ilkesi'yle ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213551

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, sanığın 'abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verme' eyleminin 'özel belgede sahtecilik' suçundan ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, suç ve hüküm tarihinden önce 10.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (EHK) 63/10. fıkrasıyla yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. ve 5. fıkralarındaki hükümler (örn. 'İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez') karşısında, 'özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu' sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, sanığa önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. **Hukuki Dayanak ve İlişki**: Bu karar, ceza hukukundaki 'özel normun genel normu ilga etmesi' (lex specialis derogat legi generali) ilkesini yansıtır. Belirli bir alana ilişkin daha özel ve ayrıntılı bir düzenleme varsa, o özel düzenleme uygulanır ve genel düzenleme (bu durumda özel belgede sahtecilik) uygulanmaz. EHK m.56, abonelik bilgilerindeki sahtecilik eylemini özel olarak düzenlemiş ve bu eylem için daha hafif bir yaptırım öngörmüştür (önödeme kapsamına giren bir suç). Bu durum, TCK m.2'deki 'kanunilik ilkesi' ile TCK m.7'deki 'lehe kanun' ilkesiyle de doğrudan bağlantılıdır. Failin aleyhine olacak şekilde genel hükmün uygulanması yerine, lehe olan ve özel olarak düzenlenmiş hükmün uygulanması, kanunilik ve adil yargılanma prensiplerinin bir gereğidir. Bu karar, aynı zamanda kanun koyucunun belirli bir fiili ayrı bir suç tipi olarak düzenlemesiyle, o fiilin başka genel suç tiplerinden ayrıldığını ve bağımsız bir hukuki nitelik kazandığını göstermektedir.