Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 03.06.2013 tarihli, 2013/11599 E., 2013/10175 K. sayılı kararında, 'kanun yararına bozma' yolunun hukuki niteliği ve 'lehe kanun' ilkesi (TCK m.7) bağlamında nasıl değerlendirildiği açıklayınız.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen mahkumiyet kararının infazı sırasında, sonradan yürürlüğe giren lehe hükümlerin uygulanması talebine ilişkin itirazın reddi kararı incelenmiştir. Bu inceleme, 'kanun yararına bozma' yoluyla yapılmıştır. **Kanun Yararına Bozma Yolu**: Bu, hakim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan 'olağanüstü bir yasa yolu'dur (CMK m.309). Amacı, kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıkları (kanunilik ilkesine aykırılıklar dahil) gidermek ve hukukun doğru uygulanmasını sağlamaktır. **Lehe Kanun İlkesi (TCK m.7)**: Kararda, '5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2, 7 nci maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür' denilmiştir. TCK m.7/2, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' hükmünü içerir. Bu, 'lehe kanun' ilkesidir. Yargıtay, karşılıksız çek suçunda yeni yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu'nun lehe hükümlerinin (örn. adli para cezasının üst sınırı, ibraz süreleri) sanığın hukuki durumuna uygulanıp uygulanmayacağının mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kanun yararına bozma yolu, bu tür lehe kanun değişikliklerinin infaz aşamasında dahi uygulanabilirliğini denetleme ve sağlamlaştırma işlevi görmektedir. Bu karar, kanunilik ilkesinin sadece suçun tanımlanmasında değil, aynı zamanda cezanın infazında da lehe kanun ilkesi aracılığıyla etkili olduğunu göstermektedir.