FETÖ/PDY'nin yapısı itibarıyla diğer örgütlerden farklı özelliklere sahip olmasının, kişilerin cezai sorumluluklarının başlangıcının belirlenmesi açısından doğurduğu zorlukları açıklayınız. Bu zorlukların üstesinden gelmek için hangi tür delillere ihtiyaç duyulmaktadır?
FETÖ/PDY'nin 'geleneksel olmayan', 'gizli', 'asıl amacını ustalıkla gizleyen', 'çoğunlukla dini söylemlerle taraftar toplayan' ve uzun yıllar boyunca 'Devlet tarafından desteklenmiş, son yıllara kadar meşru ve yasal faaliyetler dışına çıkmamış' bir yapılanma olması, kişilerin cezai sorumluluklarının hangi andan itibaren başladığının belirlenmesini son derece zorlaştırmaktadır. Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin gerektirdiği 'öngörülebilirlik' ve 'belirlilik' prensipleri açısından sorunlar yaratmaktadır. Bu zorlukların üstesinden gelmek ve kişilerin örgütün nihai amacını ve silahlı terör örgütü olduğunu 'bilerek ve isteyerek' (doğrudan kast) örgütsel faaliyette bulunduklarını kanıtlamak için 'her türlü şüpheyi bertaraf eden çok güçlü kanıtlara' ihtiyaç duyulmaktadır. Makalede belirtildiği gibi, bu tür kanıtların niteliği şunları içermelidir: 1. **Örgütsel İçerik**: Fiillerin sadece 'legal görünüm' altındaki faaliyetler olmaktan öte, 'içerik itibariyle örgütsel nitelikte olduğu somut delillerle' ortaya koyulmalıdır. 2. **Manevi Unsurun İspatı**: Kişilerin örgütün gerçek yüzünü, şiddet içeren amacını ve hiyerarşik yapısını bildiklerini ve bu bilgi dahilinde bilerek ve isteyerek katkı sağladıklarını gösteren deliller olmalıdır. 3. **Özel Kast**: Örgüt üyeliği veya yardımı suçunda, failin 'bilmek ve istemekle oluşan manevi unsuru, yani kastı'nı ortadan kaldıracak bilgisizlik veya hatanın (TCK m.30/1) bulunmadığını kanıtlayacak deliller gereklidir. Özellikle örgütün üst düzey yöneticileri için bu tür bir kastın ispatı daha kolay düşünülse de, örgütün yasal bir oluşum olduğu düşüncesiyle destek sağlamış çok sayıda kişi bakımından, olayların gerçekleştiği dönemde yasal ve meşru kabul edilen fiiller dışında 'güçlü delillere' ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Bu yönde delil elde edilememesi halinde ise failin kastı kaldıran/esaslı hataya düştüğü kabul edilmelidir.