Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu'nun (Venedik Komisyonu) 15/03/2016 tarihli Raporunda (CDL-AD(2016)002), TCK m.314'te düzenlenen 'silahlı bir örgüte üyelik' suçuna ilişkin hangi tespitlerde bulunulmuş ve Komisyon bu bağlamda ne gibi tavsiyelerde bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213548

Venedik Komisyonu'nun Raporu'nda (CDL-AD(2016)002), TCK m.314'teki 'silahlı bir örgüte üyelik' suçuna ilişkin önemli tespitler ve tavsiyeler yer almaktadır. Komisyon, silahlı bir örgüte üyelik suçundan mahkumiyet kararının 'ikna edici delillerle ve her türlü makul şüpheden uzak biçimde' verilmesi gerektiğini vurgulamıştır (§ 105). Komisyon özellikle, Yargıtay tarafından kabul edilen 'eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu' dikkate alındığında kişinin silahlı örgütle 'organik bir bağı bulunduğu' ve 'örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin gösterilmesi' gerektiği ilkesinin 'sıkı bir şekilde uygulanmasını' tavsiye etmiştir (§ 106). Bu, suçun manevi unsurunun (kast) ve örgütsel bağın somut ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekliliğini vurgular. Komisyon, bilhassa, bu ilkenin (yani örgütsel bağ ve kastın sıkı ispatı ilkesinin) geniş biçimde yorumlanması halinde İHAS m.7'de düzenlenen 'suç ve cezaların kanuniliği' ilkesi ile ilgili sorun oluşabileceğini belirtmiştir. Bu, şeffaf olmayan veya yasal görünen yapılarla ilişki kuran kişilerin, örgütün gerçek niteliğini bilmeden yaptıkları faaliyetler nedeniyle terör örgütü üyeliğiyle suçlanmasının 'öngörülemez' bir durum yaratacağı ve kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği anlamına gelir. Venedik Komisyonu'nun bu raporu, özellikle FETÖ/PDY yargılamalarında yaygınlaşan 'fiili karinelere' ve varsayımlara dayalı mahkumiyetlere karşı uluslararası bir eleştiri niteliğindedir.