FETÖ/PDY yargılamalarında, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi kapsamında AYM'nin 'Bilal Celalettin Şaşmaz' başvurusunda tespit ettiği ihlalin 'münferit olmadığı' yönündeki değerlendirmenin gerekçesi nedir?
AYM'nin Bilal Celalettin Şaşmaz başvurusunda (B. No: 2019/20791, 18/10/2022), başvurucunun FETÖ/PDY'nin yasal bir sivil toplum örgütü olduğu zannıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı, ancak ilk derece mahkemesinin fiillerin örgütsel niteliğini yeterince değerlendiremediği ve başvurucunun mahkumiyetinde kullanılan fiillerin kendisini cezai sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngördüğünü gösteremediği gerekçesiyle 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Makalede, bu ihlalin 'münferit olmadığı' yönündeki değerlendirme şu gerekçelere dayanmaktadır: 1. **Uygulamada İstikrarsızlık**: AYM'nin yargı organlarından beklediği 'hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki değerlendirme'nin (TCK m.30/1) uygulamada açık ve istikrarlı olmadığı belirtilmiştir. Benzer davaların bir kısmında hata hükümlerinin uygulanabilirliği tartışılırken, diğer bir kısmında bu yönde değerlendirme yapılmamaktadır. 2. **Tutarsızlık**: İsnat edilen suç ve fiiller bakımından büyük benzerlik taşıyan bazı davalarda sanıkların hata hükümlerinden yararlanırken, bazılarında yararlanmadığı gözlemlenmektedir. Hatta objektif bakıldığında aleyhinde çeşitli ve güçlü deliller bulunan kişilerin hatadan istifade ettiği, buna karşın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı bariz olan ve sadece 'meşru ve yasal' görünen faaliyetlere dayalı deliller bulunan kişilerin istifade etmediği örneklerle karşılaşılmaktadır. 3. **Öngörülemezliğin Kaynağı**: TCK m.30/1, AYM tarafından kanunilik ilkesine saygı bakımından önemli bir güvence olarak görülse de, uygulamadaki tutarsızlıklar nedeniyle bizzat 'belirsizliğin ve öngörülemezliğin kaynağı' haline gelmiştir. Bu gerekçeler, Yargıtay'ın 'milat' belirlemelerindeki ve 'yedi katmanlı piramit' kurgusundaki muğlaklıklarla birleşerek, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin temelini oluşturan 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' prensiplerinin sistemik olarak ihlal edildiği endişesini ortaya koymaktadır. AYM'nin ihlal tespiti, bu sistemik sorunların bir yansıması olarak görülmektedir.