FETÖ/PDY yargılamalarında, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının 'milat' olarak kabul edilmesinin hukuki sonuçları ve bu yaklaşıma getirilen eleştirileri değerlendiriniz.
MGK kararlarının FETÖ/PDY yargılamalarında 'milat' olarak kabul edilmesi, örgütün 'terör örgütü' niteliğinin kamuoyunca bilinebilir hale geldiği tarihleri işaret etmek amacıyla Yargıtay tarafından benimsenen bir yaklaşımdır (örn. 30 Ekim 2014, 26 Mayıs 2016). Ancak bu durumun hukuki sonuçları ve eleştirileri şunlardır: **Hukuki Sonuçlar (Yargıtay Yaklaşımı)**: * **Hata Hükümlerinin Uygulanması**: MGK açıklamalarının öncesindeki dönemde işlenen fiiller için, failin örgütün terör niteliğini bilmediği kabul edilerek TCK m.30/1'deki hata hükümlerinin uygulanabileceği düşünülmüştür. * **Zaman Sınırlaması**: Özellikle örgütün alt katmanlarındaki üyeler için cezai sorumluluğun başlangıcının MGK açıklamalarıyla ilişkilendirilerek bir 'zaman sınırlaması' yapılmasına zemin hazırlamıştır. **Eleştiriler**: 1. **Hukuki Bağlayıcılık Eksikliği**: Anayasa m.118/3'e göre MGK kararları 'tavsiye' niteliğindedir ve icrai değildir. Anayasa Mahkemesi de (örn. 03.06.2021) MGK'nın danışma organı olduğunu ve kararlarının doğrudan hukuki sonuç doğurmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, hukuken bağlayıcılığı olmayan siyasi veya idari açıklamaların cezai sorumluluğun başlangıcı için 'milat' kabul edilmesi hukuka aykırıdır. 2. **'Suçta ve Cezada Kanunilik' İlkesine Aykırılık**: Bu yaklaşım, 'öngörülebilirlik' prensibini zedeler. Bireylerin, MGK kararları gibi siyasi açıklamalarla fiillerinin suç teşkil edeceğini önceden bilmeleri makul olarak beklenemez. Bir fiilin suç olup olmadığına dair miladın, siyasi veya idari kararlarla değil, kanunla ve yargı kararlarıyla netleşmesi gerekir. Avrupa Konseyi organları (örn. Muižnieks'in Memorandumu, İHAM Yasin Özdemir kararı), FETÖ/PDY'nin şiddet içeren eylemlerinin 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden önce kamuoyunca bilinmediğini belirtmektedir. 3. **Hukuki Güvensizlik ve Eşitsizlik**: Farklı MGK tarihlerinin ve diğer olayların (MİT Krizi, 17-25 Aralık) 'milat' olarak benimsenmesi, uygulamada belirsizlik ve hukuki durumu aynı olan kişiler arasında farklı sonuçlar doğurma riski taşımaktadır. Bu da 'hukuk devleti' ve 'eşitlik' ilkelerini zedelemektedir. Sonuç olarak, MGK kararlarının hukuki bağlayıcılığı olmadığı ve 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin gerektirdiği öngörülebilirliği sağlamadığı için, bu kararların cezai sorumluluğun başlangıcı olarak kabul edilmesi eleştirel bir yaklaşım gerektirmektedir.