Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 07.02.2017 tarihli, 2015/11824 E., 2017/867 K. sayılı kararında, 'hırsızlık' suçunun konusunu oluşturan eşyaya yönelik 'mala zarar verme' suçunun ayrıca hüküm konusu yapılamamasının hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213536

Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, sanığın mala zarar verme suçunun konusunun hırsızlık suçunun konusu ile aynı olması nedeniyle, hırsızlık suçundan hüküm kurulurken ayrıca mala zarar verme suçundan da mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, zira mala zarar verme suçunun yasal unsurunun oluşmadığı belirtilerek bu husus bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, ceza hukukundaki 'tek fiil-tek suç' ve 'içtima' kurallarıyla ilgilidir. Genel olarak, bir fiille birden fazla suçun oluştuğu durumlarda 'fikri içtima' (TCK m.44) veya 'bileşik suç' (TCK m.42) gibi kurallar uygulanır. Ancak bu olayda, hırsızlık suçunun doğası gereği, çalınan mala zarar verilmesi, hırsızlık fiilinin tamamlayıcı veya zorunlu bir unsuru olarak kabul edilebilir. Hırsızlık suçu, başkasına ait taşınır bir malı, zilyedinin rızası olmaksızın kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden almaktır. Bu alma eylemi sırasında malın bütünlüğüne zarar verilmesi, hırsızlık suçunun doğal bir sonucu veya işleniş biçimi olabilir. Ceza hukukunda, bir fiil başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni ise, o suçtan ayrıca cezalandırılmama ilkesi geçerli olabilir (consumptioperiod, 'tüketme' ilkesi). Eğer bir malı çalmak için o mala zarar vermek kaçınılmaz ise, mala zarar verme fiili hırsızlık suçu tarafından 'tüketilmiş' sayılır. Yani, mala zarar verme eylemi, hırsızlık suçunun içinde erimiş ve bağımsız bir suç niteliğini kaybetmiştir. Dolayısıyla, fiilin bütünü hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilir ve ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet hükmü kurulamaz.