Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (10.06.2014 tarihli, 2012/12-1514 E., 2014/312 K. sayılı) kararında, TCK m.30/4'teki 'kaçınılmaz hata'nın uygulanabilmesi için aranan 'hatanın kaçınılmazlığı' kriterini, sanığın bilgi düzeyi, eğitim ve sosyal çevresi bağlamında açıklayınız. Bu karar, 'haksızlık yanılgısı'nın ispat yükümlülüğü açısından ne ifade eder?
TCK m.30/4'te düzenlenen 'işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.' hükmü, failin gerçekleştirdiği eylemin hukuka aykırı olmadığını, meşru olduğunu düşünmesi ve bu yanılgısının 'kaçınılmaz' olması durumunda cezai sorumluluğun ortadan kalkmasını öngörür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, bu 'hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları'nın göz önünde bulundurulacağı vurgulanmıştır. Kararda incelenen somut olayda, bir memur olan sanığın, eşinin işyerindeki bir çalışanın doğum belgesini alıp idari şikayette kullanması eyleminde, TCK m.136'daki kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçunun oluşup oluşmadığı tartışılmıştır. Sanığın memur olması, eşinin sağlık çalışanı olması ve iki çocuğunun bulunması nedeniyle doğum belgesinin ne şekilde alındığını biliyor olması gibi faktörler değerlendirilmiştir. Genel Kurul, sanığın 'başka bir memura ait bilgiler içeren bir belgeyi ilgilinin bilgi ve rızası olmaksızın almasının hukuka aykırı olacağını bilebilecek durumda bulunduğu' sonucuna varmış ve bu fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda 'kaçınılmaz bir hatadan söz edilmesinin mümkün olmadığına' hükmetmiştir. Bu karar, 'haksızlık yanılgısı'nın ispat yükümlülüğü açısından, failin sübjektif inancının 'objektif olarak kaçınılmaz' olması gerektiğini gösterir. Kişinin eğitim ve mesleki tecrübesi, hukuka uygunluk konusundaki yanılgısının 'kaçınılmaz' olup olmadığını belirlemede önemli bir kriterdir. Eğer fail, sahip olduğu bilgi ve tecrübeyle fiilinin hukuka aykırı olduğunu öngörebilecek durumdaysa, TCK m.30/4'teki hatadan yararlanamaz. Karşı oyda ise, 'kişisel veri' tanımının muğlaklığı ve hukukçular arasında dahi fikir birliği olmaması nedeniyle sanığın haksızlık yanılgısı içinde olduğu savunulmuştur, bu da hatanın kaçınılmazlığı kriterinin subjektif ve objektif unsurlarının karmaşıklığını göstermektedir.