Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 15.01.2018 tarihli, 2017/4128 E., 2018/262 K. sayılı kararında, kooperatif karar defterine sahte imza atma eyleminin 'resmi belgede sahtecilik' mi yoksa 'özel belgede sahtecilik' mi olduğu hususundaki tartışma ve 'kanunilik ilkesi'ne dayalı karşı oy gerekçesini detaylı olarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213532

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, kooperatif karar defterinde sahte imza atma eyleminin niteliği tartışılmıştır. Çoğunluk, eylemin 'resmi belgede sahtecilik' suçunu (TCK m.204/2) oluşturduğu kabulüyle hükmü bozmuştur. Ancak, Daire Başkan Vekili'nin ek gerekçesi ve karşı oy, bu karara katılmamıştır. **Karşı Oy Gerekçesi**: Karşı oy, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/3. maddesindeki 'Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları… kamu görevlisi gibi cezalandırılır' hükmüne rağmen, bu kanunda veya başka bir kanunda 'kooperatifin belgelerinin resmi belge sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını' vurgulamıştır. Karşı oy, bazı özel kanunlarda (örn. 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu m.66) açıkça bir belgenin resmi belge sayıldığına dair hükümlerin bulunduğuna dikkat çekmiştir. Kooperatif görevlilerinin 'kamu görevlisi gibi cezalandırılması'nın, onların 'görevi kötüye kullanma' suçunun faili olabileceği anlamına geldiğini, ancak düzenledikleri belgelerin 'resmi belge' sayılmasını gerektirmediğini belirtmiştir. Karşı oy, özellikle TCK m.2/3'teki 'kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz; suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz' hükmünü dayanak almıştır. Buna göre, kooperatif belgelerini resmi belge saymak, kanunda açıkça yer almayan bir durumu kıyas yoluyla kabul etmek ve sanık aleyhine geniş yorum yapmak anlamına gelir ki bu da 'kanunilik ilkesi'ne aykırıdır. Sonuç olarak, karşı oy, sanığın eyleminin 'özel belgede sahtecilik' suçunu oluşturduğu görüşünü savunmuştur. Bu tartışma, kanunilik ilkesinin 'tipiklik' (fiilin kanuni tipe uygunluğu) ve 'kıyas yasağı' boyutlarının ne denli kritik olduğunu ve kanunda açıkça belirtilmeyen bir niteliğin (belgenin resmi niteliği gibi) yorum yoluyla genişletilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.