Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 09.03.2016 tarihli, 2015/5742 E., 2016/2217 K. sayılı kararında, işyerinde Cumhuriyet savcısı olmaksızın yapılan aramanın hukuka aykırılığı ve elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı nasıl gerekçelendirilmiştir?
Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, sanığın işyerlerinde kolluk güçleri tarafından Cumhuriyet savcısı bulunmaksızın yapılan aramada, CMK m.119/4'te belirtilen 'o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmamış olması' hukuka aykırılık gerekçesi olarak gösterilmiştir. Karar, bu durumun CMK m.119'a açık aykırılık oluşturduğunu ve aramanın 'usule aykırı' olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılamayacağı ilkesini (CMK m.217/2) vurgulamıştır. Aramanın usulüne aykırı olması nedeniyle, bu arama sonucu elde edilen tabanca, şarjör, fişekler ve sahte silah taşıma ruhsatı gibi bulgular 'hukuka aykırı delil' niteliğinde kabul edilmiş ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay, Anayasa Mahkemesi'nin 19.11.2014 tarihli (2013/6183 B. No.) bireysel başvuru kararını da referans alarak, aramanın icrasındaki kanuna aykırılığın, yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına etkisini incelemiştir. Hukuka aykırı elde edilen bu deliller dışarıda bırakıldığında, sanıkların suçları işlediklerine dair her türlü kuşkudan uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığı için beraatlerine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, CMK'daki şekli usul kurallarına riayetin, delillerin hukuki geçerliliği ve adil yargılanma hakkı açısından vazgeçilmez olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.