5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 181. maddesinde düzenlenen 'Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu'nda, suçun konusu olan 'alıcı ortam' kavramı mevzuatta ve Yargıtay içtihadında nasıl tanımlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213527

TCK m.181'deki 'Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu'nda, atık veya artıkların verildiği 'alıcı ortam' kavramı, suçun maddi unsurunu oluşturur. Mevzuatımızda ve Yargıtay içtihadında bu kavram geniş bir şekilde tanımlanmıştır: * **2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesi**: 'Alıcı ortam'ı 'hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemler' olarak tanımlar. Bu tanım, çevrenin tüm temel bileşenlerini kapsayıcı niteliktedir. * **Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 3. maddesi**: 'Alıcı ortam'ı, 'Atıksuların deşarj edildiği veya dolaylı olarak karıştığı göl, akarsu, kıyı ve deniz suları ile yeraltı suları gibi yakın veya uzak çevre' şeklinde daha detaylı bir şekilde tanımlar. Bu, su kaynaklarının çeşitliliğini ve bağlantılı ekosistemleri de kapsadığını gösterir. * **Yargıtay İçtihadı (örn. Yargıtay 18. CD., 2015/26925 E., 2017/2169 K.)**: Suçun oluşumu için atık veya artığın 'su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi' gerektiğini belirtir. Zeytin karasuyunun köy deresine deşarj edilmesi (Yargıtay 14. CD., 2013/41328 E., 2014/34046 K.) veya süt fabrikası atıklarının toprağa dökülmesi (Yargıtay 18. CD., 2015/26925 E., 2017/2169 K.) gibi örneklerde, ilgili yönetmeliklerle belirlenen 'alıcı ortam' tanımına uygun hareket edilip edilmediği araştırılır. Kısacası, alıcı ortam, çevrenin kirlenmeye maruz kalabilecek ve kanunla koruma altına alınan her türlü doğal bileşeni olarak kabul edilmektedir.