Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2017 tarihli, 2016/105 E., 2017/118 K. sayılı kararında, polisin 'durdurma ve kontrol' yetkisinin (PVSK m.4/A, AÖAY m.27) kapsamı ve bu yetki kapsamında yapılan 'kaba üst araması'nın hukuki niteliği nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213523

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, polisin devriye görevi sırasında durumundan şüphelenerek durdurduğu sanık üzerinde yapılan 'kaba üst araması' (elle yoklama biçiminde kontrol) sonucunda uyuşturucu madde ele geçirilmesi olayı incelenmiştir. Karar, PVSK m.4/A'nın polise kişileri ve araçları 'tecürbesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebep' bulunması halinde durdurma yetkisi verdiğini belirtmiştir. AÖAY m.27 ise bu yetkinin kullanılması için 'umma' derecesinde makul şüphe arar. Yargıtay, polisin sanığın davranışlarından şüphelenerek oluşan makul sebep ve sanığın kimliğini söylememesinin şüpheyi artırması üzerine PVSK m.4/A'nın verdiği yetkiye dayanarak 'kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirler' kapsamında 'kaba üst araması' yapmasını hukuka uygun bulmuştur. 'Kaba üst araması', kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılmasını veya aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasını gerektirmeyen, dıştan elle yoklama şeklinde yapılan bir kontroldür. Bu arama, yakalama tedbirinin bir uzantısı olarak (CMK m.90/4), kişinin kaçmasını veya kendisine/başkalarına zarar vermesini önlemeye yönelik bir tedbir niteliğindedir. Karar, suçüstü halinin (CMK m.2/j) mevcut olduğunu ve bu durumda suç delillerinin kaybolmasını önlemek için kolluğun PVSK m.13/1-A ve Ek 6. maddeleri ile AÖAY m.8/f'nin verdiği yetkiye dayanarak, arama emri veya kararı olmaksızın bu işlemi yapabileceğini kabul etmiştir. Dolayısıyla, ele geçen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun delil olduğu sonucuna varılmıştır. Bu karar, 'durdurma ve kontrol' yetkisi kapsamında, belirli şartlar altında yapılan kaba üst aramasının adli arama kararına gerek kalmadan hukuka uygun olabileceğini ortaya koymaktadır.