Yargıtay'ın 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi kapsamında, yargılama giderlerinin sanıklara yükletilmesi ve 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' (HAGB) kararlarındaki çelişkili uygulamalara ilişkin yaklaşımlarını değerlendiriniz.
Yargıtay'ın 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (TCK m.2) bağlamında yargılama giderleri ve HAGB kararlarındaki uygulamaları, bu ilkenin sadece suç ve ceza tanımlarını değil, yargılama süreçlerini ve sonuçlarını da kapsadığını göstermektedir: 1. **Yargılama Giderleri**: Yargıtay, zorunlu müdafiilik (avukatlık) nedeniyle ödenen avukatlık ücretlerinin sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesine açıkça aykırı bulmuş ve bu durumu kanunilik ilkesiyle ilişkilendirmiştir (örn. Yargıtay 6. CD., 2015/2771 E., 2018/160 K.). Bu, hukuki yardım hakkının etkin kullanımı önündeki maddi engellerin kaldırılması ve adil yargılanma hakkının bir gereği olarak yorumlanmıştır. Sanığın yükümlülüklerinin kanunda açıkça ve hakkaniyete uygun belirlenmesi, kanunilik ilkesinin bir yansımasıdır. 2. **Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)**: HAGB (CMK m.231) için mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşulu bulunmaktadır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli, 2015/36060 E., 2017/9535 K. sayılı kararında, çevrenin kasten kirletilmesi suçunda kirliliğe neden olan atıkların kaldırılmasının, suçtan meydana gelen veya meydana gelebilecek olan zararların karşılanması anlamına gelmeyeceği, ekosistemler üzerindeki etkinin 'maddi olarak karşılığı tespit edilebilecek bir zarardan çok daha fazlasının meydana geldiği veya meydana gelme ihtimalinin bulunduğu' değerlendirildiğinden, HAGB hükümlerinin uygulanmamasının doğru olduğu belirtilmiştir. Bu durum, HAGB koşullarının somut olayın özelliklerine ve suçun hukuki değeri üzerindeki etkisine göre titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde suç ve cezada orantılılık (kanunilik ilkesinin bir uzantısı) ilkesinin ihlal edilebileceğini göstermektedir.