Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 118/3. maddesi uyarınca Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) hukuki niteliği nedir ve bu niteliğin FETÖ/PDY yargılamalarındaki 'milat' belirlemeleri üzerindeki etkisini Anayasa Mahkemesi'nin kararları ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213519

Anayasa m.118/3, MGK'nın görevinin 'Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili tavsiye kararları almak ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini bildirmek' olduğunu belirtir. Türk Hukuku'nda, MGK kararlarının 'icrai nitelikte olmadığı', yani doğrudan hukuki sonuç doğuran idari işlemler olmadığı konusunda tartışma bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi de (örn. 03.06.2021 tarihli 2020/9 E., 2021/37 K. sayılı iptal kararı) MGK'nın bir 'danışma organı' olduğunu, icrai karar alma yetkisine sahip olmadığını ve Cumhurbaşkanı tarafından ayrıca bir karar alınmadan MGK kararlarına hukuki sonuç bağlanamayacağını açıkça ifade etmiştir. Bu durum, FETÖ/PDY yargılamalarındaki 'milat' belirlemeleri açısından kritiktir. Yargıtay'ın 30 Ekim 2014, 29 Nisan 2015 veya 26 Mayıs 2016 gibi MGK kararlarını örgütün 'terör örgütü' niteliğinin kamuoyunca bilinebilir hale geldiği tarihler olarak 'milat' kabul etmesi, bu kararların icrai nitelikte olmaması nedeniyle hukuken tartışmalı bir durum yaratmaktadır. Zira siyasi veya tavsiye niteliğindeki açıklamaların, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin gerektirdiği 'öngörülebilirlik' ve 'belirlilik' prensiplerini sağlayacak şekilde cezai sorumluluk başlangıcı olarak kabul edilmesi, hukuki güvenlik ilkesiyle çelişmektedir. AYM'nin bu konudaki net duruşu, yargı organlarının MGK kararlarına doğrudan hukuki sonuç bağlamasının anayasal ilkelere aykırı olabileceği yönündedir.