Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 11.09.2017 tarihli, 2016/117 E., 2017/6570 K. sayılı kararında, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'da yapılan değişikliklerin, 'içerik sağlayıcısının' cezai sorumluluğu üzerindeki etkisi 'kanunilik' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, 5651 sayılı Kanun'da 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin 'kanunilik ilkesi' (TCK m.2 ve 7) açısından cezai sorumluluğu nasıl etkilediği incelenmiştir. Suç tarihinde yürürlükte olan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, mahkeme kararının tebliğinden itibaren 2 gün içinde yerine getirilmemesi halinde 'içerik veya yer sağlayıcısını' cezalandırıyordu. Ancak 6518 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, karar artık doğrudan erişim sağlayıcıları birliğine gönderilmekte ve ilgili 'erişim sağlayıcısı' tarafından derhal veya en geç 4 saat içinde yerine getirilmesi öngörülmekteydi. Karar, yeni düzenlemeyle 'suçun maddi unsuru olan fiil ve fail unsurlarının aynı anda değiştiğini' ve 'içerik sağlayıcısının cezai anlamda somut bir sorumluluğu kalmadığı'nı, yer sağlayıcısının sorumluluğunun ise idari para cezasıyla sınırlandırıldığını belirtmiştir. Yargıtay, '5651 sayılı kanun bağlamında içerik sağlayıcısı olan sanığın, 6518 sayılı Kanunla değişen Kanuna göre, mahkeme kararlarını doğrudan yerine getirmekle sorumlu tutulmasının, başta suç ve cezada kanunilik ve tipiklik olmak üzere ceza hukukunun temel ilkeleri ile ceza kanununun zaman bakımından uygulanması esaslarına aykırı olacağını' vurgulamıştır. Dolayısıyla, yeni kanunla suçun faili olmaktan çıkan 'içerik sağlayıcısı'nın beraatine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, kanunilik ilkesinin 'tipiklik' (fiilin kanuni tipe uygun olması) ve 'zaman bakımından uygulama' (lehe kanun) prensipleriyle olan güçlü bağını gösterir; kanuni tanımı değişen bir suçta, failin artık sorumluluğu kalmayabilir.