5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen 'hak yoksunlukları'nın uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının (örn. 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı) etkisi nedir? Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesiyle nasıl ilişkilidir?
TCK m.53, 'belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma'yı düzenleyen ve kasten işlenen bir suçtan mahkumiyetin yasal sonucu olarak bazı hakların kaybedilmesini öngören bir maddedir. Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararıyla TCK m.53'ün bazı fıkraları (örn. 1. fıkra (b) bendindeki 'seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına') iptal edilmiştir. Bu iptal kararı, ilgili hak yoksunluklarının artık kanuni bir dayanağı kalmadığı anlamına gelir. Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesiyle (Anayasa m.38, TCK m.2) doğrudan ilişkilidir. Kanunilik ilkesi, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini emreder. Bir hak yoksunluğu, bireyin özgürlük ve haklarına müdahale niteliğinde olduğundan, kanuni bir dayanağı olmalıdır. AYM'nin iptal kararı, kanuni dayanağı ortadan kaldırılan hak yoksunluklarının uygulanamayacağını, dolayısıyla bu konudaki hükümlerin infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder (örn. Yargıtay 5. CD., 2014/10313 E., 2018/184 K.). Bu, kanunilik ilkesinin sadece suçun işlendiği anı değil, cezanın ve onun hukuki sonuçlarının uygulanma ve infaz süreçlerini de kapsadığını göstermektedir. Kanuni dayanağı olmayan bir hak yoksunluğunun uygulanması, kanunilik ilkesinin açık ihlali anlamına gelir.