TCK m.30/4'te düzenlenen 'kaçınılmaz hata' (haksızlık yanılgısı) ilkesinin temel şartları ve uygulanma alanı nedir? FETÖ/PDY yargılamaları bağlamında bu hatanın tespiti nasıl yapılmalı ve AYM'nin bu konudaki tutumu nedir?
TCK m.30/4'te 'İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz' hükmü yer alır. Bu hata türü, failin gerçekleştirdiği fiilin hukuka aykırı olmadığını, aksine meşru olduğunu düşünmesi ve bu yanılgısının içerisinde bulunduğu şartlar bakımından 'kaçınılmaz' olması durumunda söz konusu olur. Kaçınılmazlığın tespitinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulur. FETÖ/PDY yargılamaları bağlamında, örgütün uzun yıllar boyunca legal görünümlü, dini ve eğitim faaliyeti olarak algılanması, birçok kişinin örgütün gerçek terör niteliğini ve nihai amacını bilmeden desteklemesine neden olmuştur. Bu durumda, 'cemaat' veya 'hizmet hareketi' zannıyla hareket eden kişilerin, fiillerinin bir terör örgütüne yardım veya üyelik haksızlığı oluşturduğunu bilmemeleri 'kaçınılmaz hata' olarak değerlendirilebilir. AYM, Bilal Celalettin Şaşmaz kararında, başvurucunun yasal zeminde faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü olduğu zannıyla hareket ettiğinin anlaşıldığı durumlarda mahkumiyetin öngörülemez olacağını belirtmiştir. AYM, yargı organlarının TCK m.30/1 (maddi unsurdaki hata) kapsamında değerlendirme yapmasını zorunlu tutsa da, aynı zamanda bu durum 'haksızlık yanılgısı' olarak da ele alınabilir. Failin, fiilinin hukuka aykırı olduğunu bilebilecek durumda olup olmadığı, somut olayın tüm koşulları, kamuoyunun o dönemdeki bilgi düzeyi ve siyasi/idari açıklamaların niteliği dikkate alınarak titizlikle araştırılmalıdır.