Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (28.04.2015 tarihli, 2013/9-464 E., 2015/132 K. sayılı) kararında, konutta yapılan aramanın hukuka aykırılığının (CMK m.119/4 ihlali) delillerin değerlendirilmesi üzerindeki etkisi nasıl sonuçlanmıştır? Bu karar, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi açısından ne ifade etmektedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, sanığın konutunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılmasına rağmen, CMK m.119/4'ün amir hükmüne aykırı olarak o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmaması nedeniyle aramanın 'icrası bakımından hukuka aykırı' olduğu ve elde edilen delillerin (mermilerin) 'hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil' niteliğinde bulunduğu kabul edilmiştir. Bu tür deliller, CMK m.217/2 gereği hükme esas alınamaz. Karar, hukuka aykırı olarak elde edilen deliller değerlendirme dışı bırakıldığında, sanığın suçlamayı kabul etmemesi, diğer sanıkların ifadeleri ve parmak izi tespit edilememesi gibi durumlar göz önüne alındığında, sanığın cezalandırılması için 'yeterli başkaca delil bulunmadığı' sonucuna varmıştır. Bu durum, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin somut bir uygulamasını teşkil eder. Zira bu ilke, sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte, hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle ispatını gerektirir. Hukuka aykırı delillerin dışlanmasıyla oluşan şüphenin, sanık lehine değerlendirilmesi ve beraat kararı verilmesi, ceza muhakemesinin bu temel ilkesine uygun bir yaklaşımdır.