CMK m.119/4'te yer alan 'arama tanığı' bulundurma zorunluluğunun ihlalinin, arama sonucu elde edilen delillerin hukuka uygunluğunu nasıl etkilediği hususunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun son dönemdeki içtihat değişimini Anayasa Mahkemesi'nin kararları ışığında açıklayınız.
CMK m.119/4, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılan aramalarda o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmasını zorunlu kılar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun önceki kararlarında (örn. 26.06.2007 tarihli ve 13.03.2012 tarihli), sırf bu şekle ilişkin koşulun ihlal edilmesinin aramayı hukuka aykırı kılmayacağı ve ele geçen delillerin hukuka aykırı nitelikte olmayacağı kabul edilmekteydi. Ancak, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü'nün 19.11.2014 tarihli, 2013/6183 Başvuru numaralı bireysel başvuru kararı bu içtihadı değiştirmiştir. AYM, arama tanığı hazır bulundurulmadan yapılan aramanın (o dönemdeki CMUK m.97/2'ye aykırı) hukuka aykırı olduğunu ve bu arama sonucunda elde edilen delillerin tek ve belirleyici delil olarak kullanılarak mahkumiyet kararı verilmesinin Anayasa m.36'da düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. AYM'nin bu kararı sonrasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (örn. 28.04.2015 tarihli, 2013/9-464 E., 2015/132 K. sayılı kararda) bu emsal kararı dikkate alarak içtihadını değiştirmiştir. Buna göre, CMK m.119/4'e aykırı olarak yapılan aramanın 'icrası bakımından hukuka aykırı' olduğu ve bu arama sonucu elde edilen delillerin 'hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde' bulunduğu kabul edilmiştir. Bu, delillerin hükme esas alınamayacağı anlamına gelir ve Anayasa m.38/6 ile CMK m.217/2 gereği hukuka aykırı deliller kullanılamaz. Bu değişim, şekli usul kurallarına aykırılığın dahi adil yargılanma hakkı bağlamında delillerin hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyebileceğini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır.