Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 24.04.2018 tarihli, 2018/293 E. ve 2018/1216 K. sayılı kararında, ByLock kaydı bulunmayan ve kod adı kullanmayan sanığın 'sempati seviyesini aşmayan' eylemleri bağlamında hata hükümlerinin değerlendirilmesi nasıl yapılmıştır? Bu karar, 'suçta ve cezada kanunilik' ve 'ölçülülük' ilkeleri açısından ne gibi çıkarımlar sunar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213483

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, sanık hakkında gizli tanığın 17-25 Aralık 2013 sonrası sohbetlerde görmediğini beyan etmesi ve telefonunda ByLock kurma/silme kaydından başka örgüt üyeliğine dair yeterli delil bulunmaması durumunda, sanığın eylemlerinin 'sempati seviyesini aşmadığı' ve beraat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Karar, FETÖ/PDY'nin başlangıçta dini bir kült ve eğitim hareketi olarak algılanması, alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, sanığın sempati seviyesini aşıp aşmadığının tartışılmasını istemiştir. Bu karar, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin 'öngörülebilirlik' boyutuyla ilgilidir; zira bireylerin, faaliyet gösterdiği dönemde yasal olduğu düşünülen bir yapıya gösterdikleri sempati veya katılımlarının sonradan suç olarak değerlendirilmesinin öngörülemez olduğu kabul edilir. 'Ölçülülük' ilkesi açısından ise, eylemin ağırlığı ile verilecek cezanın orantılı olması gerekliliğini yansıtır. Sadece sempati düzeyindeki eylemlerin ağır terör suçlarıyla ilişkilendirilmesinin, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ima edilmektedir. Bu karar, TCK m.30/1'in uygulanmasında somut olayın özelliklerinin ve failin kastının titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.