FETÖ/PDY yargılamalarında, 'hata' hükümlerinin uygulanmasında Yargıtay'ın benimsediği farklı zaman dilimi kıyaslamalarını ve bu kıyaslamaların uygulamadaki çelişkilerini değerlendiriniz. Bu çelişkilerin 'öngörülebilirlik' ve 'eşitlik' ilkeleri üzerindeki etkilerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213482

Yargıtay, FETÖ/PDY yargılamalarında hata hükümlerinin uygulanmasında suçun işlendiği zaman dilimini esas alarak farklı 'milat' tarihleri benimsemiştir. Bunlar arasında 7 Şubat 2012 (MİT Krizi), 17-25 Aralık 2013 (yolsuzluk soruşturmaları), 19 Ocak 2014 (MİT Tırları), 30 Ekim 2014 (MGK'nın 'paralel yapılanma' tespiti), 29 Nisan 2015 (MGK'nın 'paralel devlet' tespiti) ve 26 Mayıs 2016 (MGK'nın ilk kez 'terör örgütü' tespiti) yer almaktadır. Bu tarihlerden önce yapılan faaliyetlerin 'hata' kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmıştır. Ancak bu tarihler arasında dahi Yargıtay dairelerinin farklı kararlar vermesi, hatta aynı dairenin kendi kararları arasında çelişkiler bulunması (örn. 17-25 Aralık 2013'ün bir milat olarak kabul edilip edilmeyeceği), 'öngörülebilirlik' ve 'eşitlik' ilkeleri üzerinde ciddi sorunlar yaratmaktadır. Failin cezai sorumluluğunun hangi tarihten itibaren başlayacağı konusunda net bir 'açıklık' ve 'öngörülebilirlik' bulunmaması, hukuki durumu aynı olan kişiler hakkında farklı uygulamalara yol açmakta, bu da hukuk güvenliğini zedelemektedir. Siyasi açıklamaların veya idari tavsiye kararlarının (MGK kararları gibi) hukuki sonuç doğurucu milat olarak kabul edilmesi, yargılamanın nesnelliğini ve kanunilik ilkesini sorgulatır hale getirmektedir.