Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (31.01.2017 tarihli, 2016/59 E., 2017/39 K. sayılı) kararında, hazır bulunan sanığa 'son söz' hakkının verilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması olarak nasıl yorumlanmıştır? Bu usul kuralının hukuki niteliği ve önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213479

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararında, Yerel Mahkemece sanığın hazır bulunduğu oturumda, sanığa son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükmün tesis ve tefhim edilmesi, CMK m.216/3'e (Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir) açıkça aykırılık oluşturduğundan 'savunma hakkının kısıtlanması' sonucunu doğurduğu belirtilmiştir. Kararda, bu usul kuralının emredici nitelikte olduğu ve bu kurala uyulmamasının kanuna mutlak aykırılık oluşturduğu vurgulanmıştır. Savunma hakkı, ceza muhakemesinin en temel ve vazgeçilmez haklarından biridir. Son söz hakkı, sanığa yargılamanın sonunda aleyhindeki tüm deliller ve iddialar hakkında son kez beyanda bulunma, savunmasını tamamlama ve vicdani kanaati üzerinde son bir etki bırakma imkanı tanır. Bu hakkın ihlali, adil yargılanma hakkının (Anayasa m.36, İHAS m.6) temel güvencelerinden olan 'silahların eşitliği' ve 'suçsuzluk karinesi' ilkelerinin de ihlali anlamına gelir. Bu nedenle, bozmadan sonraki yargılamalar dahil olmak üzere, her zaman bu kurala uyulması zorunludur ve uyulmaması halinde hükmün esasına geçilmeden bozma nedeni kabul edilir.