Yargıtay içtihadında 'Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi'nin (TCK m.2) özellikle 'belirlilik' prensibi açısından nasıl yorumlandığını ve somut olaylarda bu prensibin ihlaline yönelik yaklaşımlarını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213476

Yargıtay, TCK m.2'de düzenlenen 'Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi'nin bir uzantısı olarak 'belirlilik' prensibini de önemsemektedir. Belirlilik ilkesi, suç ve ceza içeren kanun maddesinin hangi davranışları suçu oluşturduğunu açık ve anlaşılır bir biçimde tarif etmesini, sınırlarının belli olmasını ve uygulanacak ceza ile güvenlik tedbirlerinin gösterilmesini gerektirir. Yargıtay'a göre, birey hangi somut eylem ve olguya, hangi hukuki yaptırımın bağlandığını bilmelidir ki davranışlarını buna göre ayarlayabilsin. Bu prensip, hukuksal güvenlikle doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 15.01.2018 tarihli kararında, 'kişisel verilerin' neler olduğuna dair kanunda açık bir tanım olmaması nedeniyle TCK m.135 ve 136'nın eksik norm olduğu ve bu durumun Anayasa'nın 38/3. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırı olduğu yönünde karşı oy gerekçesi belirtilmiştir. Bu, kanunun belirsizliğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal edebileceği anlamına gelmektedir. Yargıtay, kıyas yasağını ve aleyhe geniş yorum yasağını da belirlilik prensibinin bir gereği olarak sıkça vurgulamaktadır.