TCK'nın 181. maddesinde düzenlenen 'Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu'nun genel ilkelerini ve suçun oluşumu için aranan 'teknik usullere aykırılık' ile 'çevreye zarar verecek şekilde' kavramlarının yargısal yorumunu detaylandırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213472

TCK m.181/1, 'ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi'yi cezalandırır. Bu suç, Anayasa m.56'da güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkını korur. Suçun oluşumu için aranan unsurlar şunlardır: 1. **Teknik Usullere Aykırılık**: Bu, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2690 sayılı TAEK Kanunu gibi ilgili kanunlara dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde (örn. Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik) belirlenen arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma, alıcı ortama verme gibi hususlardaki yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade eder. 2. **Çevreye Zarar Verecek Şekilde**: Yargıtay içtihadına göre (örn. Yargıtay 18. CD., 2015/26925 E., 2017/2169 K.), bu kavram, 'gerçekleşen somut bir zararı' değil, 'zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini' anlatır. Yani, TCK m.181, tehlike suçu olarak düzenlenmiştir; zararın gerçekleşmesi, suçun unsuru veya cezalandırma şartı değildir. Atık veya artıkların su, hava, toprak gibi alıcı ortamlardan birine kasten verilmesiyle suç oluşur. 3. **Kasten Verme**: Suçun manevi unsuru kasttır. Failin atık veya artıkları belirtilen ortamlara vermeyi bilmesi ve istemesi gerekir.