Metindeki Yargıtay kararlarında, 'adli arama' ve 'önleme araması' kavramları sıkça geçmektedir. Bu iki arama türü arasındaki temel farkları; (a) amaç, (b) hukuki dayanak ve (c) karar verecek merci açısından açıklayınız.
Adli arama ve önleme araması, amaçları ve tabi oldukları hukuki rejim açısından birbirinden tamamen farklı iki koruma tedbiridir: a) Amaç: - Adli Arama: Amacı 'represif' yani bastırıcıdır. İşlenmiş bir suçun delillerini elde etmek veya şüphelisini/sanığını yakalamak amacıyla yapılır. Ortada somut bir suç şüphesi vardır. - Önleme Araması: Amacı 'preventif' yani önleyicidir. Henüz işlenmemiş ancak işlenmesi muhtemel bir suçu veya bir tehlikeyi önlemek amacıyla yapılır. Ortada somut bir suç şüphesi değil, bir tehlike olasılığı (makul sebep) vardır. b) Hukuki Dayanak: - Adli Arama: Temel dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'dur (CMK m. 116-122). - Önleme Araması: Temel dayanağı 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'dur (PVSK m. 9). Her iki aramanın usullerine ilişkin detaylar ise Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. c) Karar Verecek Merci: - Adli Arama (CMK m. 119): Kural olarak 'hâkim kararı' ile yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde 'Cumhuriyet savcısının', Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise 'kolluk amirinin' yazılı emri ile yapılabilir. (Konut ve işyerinde kolluk amiri emriyle yapılamaz). - Önleme Araması (PVSK m. 9): Kural olarak 'hâkim kararı' ile yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise kanunda belirtilen 'mülkî amirin' (ilde vali, ilçede kaymakam) yazılı emri ile yapılabilir. Bu temel farklar, iki arama türünün birbirinin yerine kullanılamayacağını ve her birinin kendi yasal koşullarına sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermektedir. Önleme araması kararıyla adli arama yapılamayacağı gibi, adli arama koşulları oluşmadan da önleme araması adı altında delil araştırması yapılamaz.