Metindeki Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2018/882 K. sayılı kararında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan bir önceki mahkumiyet kararının, sonradan yapılan bir kanun değişikliği ile 'uzlaşma' kapsamına girmesi durumunda, TCK m. 58'deki 'tekerrür' hükümlerinin uygulanmasının neden yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213464

Bu durumun yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin temelinde, 'lehe kanun' (TCK m. 7) ilkesinin, sanığın adli sicilini ve dolayısıyla infaz rejimini etkileyen geçmiş mahkumiyetler üzerindeki etkisi yatmaktadır. Mantık şöyledir: 1) Tekerrürün Koşulu: TCK m. 58'e göre tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, sanığın daha önceden işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş bir 'mahkumiyetinin' bulunması gerekir. 2) Uzlaşmanın Mahkumiyete Etkisi: CMK m. 253 uyarınca, eğer taraflar uzlaşırlarsa, mahkeme kamu davasının 'düşmesine' karar verir. Düşme kararı, bir mahkumiyet hükmü değildir ve sanığın adli siciline 'mahkumiyet' olarak işlenmez. 3) Lehe Kanun ve Geçmiş Mahkumiyet: Karardaki sanığın tekerrüre esas alınan eski dolandırıcılık suçu, işlendiği ve kesinleştiği tarihte uzlaşma kapsamında değildi. Ancak daha sonra, 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alındı. TCK m. 7/2, lehe kanunun 'infaz olunacağını' da belirtir. Bu, lehe usul hükümlerinin, kesinleşmiş ancak infazı devam eden veya hukuki sonuçları süren kararları da etkileyebileceği anlamına gelir. 4) Yeniden Değerlendirme Zorunluluğu: Eğer sanığın tekerrüre esas alınan eski dosyası için, yeni kanun uyarınca bir 'uyarlama yargılaması' yapılır ve taraflar uzlaşırsa, o davada verilen mahkumiyet hükmü ortadan kalkacak ve yerine 'düşme' kararı verilecektir. Bu durumda, mevcut dava açısından 'tekerrüre esas' bir mahkumiyet kalmamış olur. Dolayısıyla, mahkemenin, TCK m. 58'deki tekerrür hükümlerini uygulamadan önce, sanığın eski mahkumiyetine ilişkin uzlaşma prosedürünün işletilip işletilmediğini ve sonucunu beklemesi gerekir. Eğer uzlaşma sağlanırsa, tekerrür hükümleri uygulanamaz hale gelecektir. Bu nedenle Yargıtay, bu hususun yeniden değerlendirilmesi için kararı bozmuştur.