Metinde, İHAM'ın Akgün/Türkiye ve Taner Kılıç/Türkiye (No. 2) kararlarında, ByLock kullanımının tek başına veya bankaya para yatırma gibi diğer yasal faaliyetlerle birlikte dahi 'makul suç şüphesi' oluşturmaya yeterli görülmediği belirtilmektedir. İHAM'ın bu yaklaşımının temelindeki gerekçe nedir ve bu, Türk yargısının ByLock'a atfettiği 'delil değeri' ile nasıl çelişmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213458

İHAM'ın bu yaklaşımının temelindeki gerekçe, bir fiilin 'makul suç şüphesi' oluşturabilmesi için, objektif bir gözlemciyi o kişinin bir suç işlemiş olabileceğine ikna edecek somut olgulara dayanması gerektiğidir. İHAM, yasal faaliyetlerin veya içeriği bilinmeyen bir iletişimin tek başına bu standardı karşılamadığını düşünmektedir. Gerekçeleri şunlardır: 1) Kastın İspatı Gerekliliği: İHAM, bir kişinin sadece ByLock programını kullanmasının, bu programı 'örgütsel bir amaçla ve suç işleme kastıyla' kullandığını otomatik olarak ispatlamadığını kabul eder. Makul şüphe için, bu kullanımın örgütsel bir faaliyete işaret ettiğini gösteren ek delillere (mesaj içerikleri, kimlerle ne konuşulduğu vb.) ihtiyaç vardır. 2) Yasallık Karinesi: İHAM, bankaya para yatırma, yayınlara abone olma gibi fiillerin, yapıldıkları tarihte tamamen yasal çerçevede gerçekleştirilen ve 'yasallık karinesinden' yararlanan eylemler olduğunu vurgular. Bu tür yasal eylemlerin, suç şüphesi oluşturması için, bunların bir terör örgütünün talimatıyla ve amacına hizmet etmek için yapıldığını gösteren somut bağlantıların ortaya konulması gerekir. Bu yaklaşım, Türk yargısının (özellikle Yargıtay'ın) ByLock'a atfettiği 'delil değeri' ile şu şekilde çelişmektedir: - Yargıtay'a Göre ByLock: Yargıtay, ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY'nin örgütsel iletişimi için oluşturulmuş bir ağ olduğunu kabul ederek, bu programa dahil olmanın ve kullanmanın tek başına örgüt üyeliği için 'güçlü' ve 'belirleyici' bir delil olduğunu, sanığın örgütsel kastını ortaya koyduğunu kabul etmektedir. - Çelişkinin Özü: İHAM, 'ByLock kullanmak' fiilinin objektif varlığını yeterli görmeyip, bu fiilin 'neden' ve 'nasıl' (yani örgütsel kastla mı) işlendiğinin ek delillerle ortaya konulmasını ararken; Yargıtay, fiilin kendisinin (ByLock kullanmanın), kastın varlığına dair güçlü bir karine oluşturduğunu ve çoğu zaman tek başına mahkumiyet için yeterli olduğunu kabul etmektedir. Bu, 'makul şüphe' ve 'delil değerlendirme' standartları konusunda iki yargı organı arasında temel bir yaklaşım farkı olduğunu göstermektedir.