FETÖ/PDY yargılamaları bağlamında 'suçların ve cezaların şahsiliği' ilkesi, Yargıtay'ın oluşturduğu 'yedi katmanlı örgüt piramidi' modeliyle nasıl bir gerilim yaşamaktadır? Metindeki eleştirilerden yola çıkarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213455

'Suçların ve cezaların şahsiliği' ilkesi, Anayasa m. 38/7'de düzenlenmiş olup, bir kimsenin ancak kendi fiilinden sorumlu tutulabileceğini ve cezanın sadece o kişiye özgü olması gerektiğini ifade eder. Bu ilke, Yargıtay'ın 'yedi katmanlı piramit' modeliyle şu noktalarda gerilim yaşamaktadır: 1) Kategorik Sorumluluk Alanları Yaratması: Piramit modeli, kişileri soyut kategorilere (katmanlara) yerleştirerek, belirli bir katmanda (örneğin 3. kat ve üstü) bulunan herkesin 'kural olarak' örgütün nihai amacını bildiğini ve suç işleme kastıyla hareket ettiğini varsaymaktadır. Bu, bireyin kendi özel durumu, bilgisi, iradesi ve kastı yerine, dahil olduğu varsayılan bir kategoriye göre sorumluluk atfetmektir. Bu durum, kişinin kendi fiili ve kastından değil, ait olduğu grubun varsayılan özelliklerinden dolayı sorumlu tutulması riskini doğurur ki bu, şahsilik ilkesinin özüne aykırıdır. 2) Bireysel Değerlendirmenin Göz Ardı Edilmesi: Şahsilik ilkesi, her sanığın durumunun, delillerin o sanık özelinde ayrı ayrı değerlendirilmesini gerektirir. Piramit modeli ise, metindeki eleştiriye göre, 'yargı organlarını kişisel değerlendirme yapma sorumluluğundan muaf' tutan bir 'fiili karine' yaratmaktadır. Mahkeme, sanığın hangi somut eylemi, hangi bilgi ve iradeyle işlediğini tek tek araştırmak yerine, onu soyut bir kategoriye yerleştirip o kategorinin gerektirdiği sonucu otomatik olarak uygulama eğilimine girebilir. 3) Sübjektif ve Muğlak Tanımlar: Metinde, katman tanımlarının ('örgüte iman ve gönül bağı', 'örgüt ideolojisini benimsemek' vb.) son derece sübjektif olduğu belirtilmektedir. Bir kişinin bu muğlak tanımlara göre bir kategoriye dahil edilmesi ve bu dahil olma durumunun onun cezai sorumluluğunu (kastını) belirlemesi, bireysel kusur prensibine dayanan ceza sorumluluğunu zedelemekte ve kolektif sorumluluk anlayışına kapı aralamaktadır.