Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/118 K. sayılı kararında çoğunluk görüşü ile karşı oy arasındaki temel fark, 'suçüstü' halinin yorumlanmasında ortaya çıkmaktadır. Çoğunluk görüşünün 'suçüstü' halini nasıl geniş yorumladığını ve karşı oyda olabilecek potansiyel argümanları PVSK m. 4/A ve CMK hükümleri çerçevesinde tartışınız.
Temel fark, 'suçüstü' halinin, bir arama kararı veya emri olmaksızın yapılan aramayı tek başına hukuka uygun kılacak genişlikte bir yetki verip vermediği noktasındadır. 1) Çoğunluk Görüşünün Geniş Yorumu: YCGK çoğunluğu, kolluğun PVSK m. 4/A'ya dayanarak 'makul sebeple' kişiyi durdurması, devamında oluşan 'yeterli şüphe' ile yoklama yapması ve bu yoklama sırasında uyuşturucu madde bulmasıyla birlikte 'suçüstü' (CMK m. 2/j) halinin başladığını kabul etmiştir. Bu andan itibaren, kolluğun PVSK Ek m. 6 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 8/f uyarınca, delillerin karartılmasını önlemek amacıyla, ayrıca bir arama kararına gerek olmaksızın arama yapma yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. Bu yorum, kolluğun önleyici yetkilerinden (durdurma, yoklama) adli bir yetkiye (suçüstü halinde arama) kesintisiz bir geçiş olduğunu ve suçüstü halinin kendisinin bir arama nedeni ve yetkisi doğurduğunu kabul etmektedir. 2) Karşı Oyda Olabilecek Potansiyel Argümanlar: Karşı oyda yer alabilecek argümanlar ise, bu kesintisiz geçişin kanuni dayanaklarının zayıflığına ve temel haklara müdahalenin istisnai olması gerektiğine odaklanacaktır: a) Yetkilerin Sınırları: PVSK m. 4/A'daki durdurma ve yoklama yetkisi, 'silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşya' tespiti ve 'zarar verilmesini önlemek' amacıyla sınırlıdır. Bu yetkinin, delil elde etme amaçlı bir adli aramaya dönüşmesi için CMK'daki şartların (hakim kararı/savcı emri) aranması gerektiği savunulabilir. Yoklama sırasında ele geçen bir suç unsuru, adli arama için 'kuvvetli şüphe' oluşturur, ancak aramanın kendisini otomatik olarak hukuka uygun kılmaz; sadece arama kararı/emri alınması için gerekli zemini hazırlar. b) 'Suçüstü' Halinin Amacı: Suçüstü hali, failin yakalanmasına ve delillerin o an için muhafaza altına alınmasına (örneğin, yere atmasını engellemek gibi) imkan tanır. Ancak bu halin, anayasal güvence altında olan 'arama' tedbiri için aranan hakim kararı veya savcı emri kuralını tamamen ortadan kaldıran genel bir istisna olarak yorumlanmasının, Anayasa m. 20'nin ruhuna aykırı olduğu iddia edilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi aranan savcı veya kolluk amiri emrinin, suçüstü halinde tamamen göz ardı edilmesi, yetkinin orantısız kullanılmasına yol açabilir. Kısacası, tartışma, suçüstü halinin kolluğa kendiliğinden bir 'adli arama yetkisi' mi verdiği, yoksa sadece 'adli arama kararı/emri alınması için gerekli koşulları' mı oluşturduğu noktasında düğümlenmektedir.