Metindeki Yargıtay 2. Ceza Dairesi kararında (2018/4442 K.), suça sürüklenen çocuk hakkındaki mahkumiyet hükmü, TCK m. 66/1-e ve 66/2'ye atıfla neden 'zamanaşımı' nedeniyle düşürülmüştür? Çocuklar için dava zamanaşımı sürelerinin nasıl hesaplandığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213449

Söz konusu kararda, suça sürüklenen çocuk hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin sebebi, çocuklar için dava zamanaşımı sürelerinin TCK m. 66/2 uyarınca indirimli olarak hesaplanmasıdır. Hesaplama ve gerekçe şöyledir: 1) Temel Dava Zamanaşımı Süresinin Tespiti: Öncelikle, yetişkinler için geçerli olan temel dava zamanaşımı süresi belirlenir. Bu, TCK m. 66/1'e göre suça öngörülen cezanın üst sınırına göre saptanır. Kararda atıf yapılan TCK m. 142/1-b (hırsızlık) için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında, temel zamanaşımı süresi TCK m. 66/1-d uyarınca 8 yıldır. (Not: Kararda 4 yıl denmesi muhtemelen bir yazım hatasıdır veya o dönemdeki farklı bir düzenlemeye işaret edebilir, ancak mevcut kanuna göre 8 yıldır. Prensip aynıdır.) 2) Çocuklar İçin İndirimli Sürenin Hesaplanması (TCK m. 66/2): TCK m. 66/2, dava zamanaşımı sürelerinin, fiili işlediği sırada '12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış' olanlar için 'yarısı', '15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış' olanlar için ise 'üçte ikisi' oranında uygulanacağını belirtir. Karardaki suça sürüklenen çocuk 12-15 yaş grubunda olduğu için, yetişkinler için öngörülen 8 yıllık temel zamanaşımı süresinin 'yarısı' olan 4 yıl uygulanacaktır. 3) Zamanaşımının Dolması: Yargıtay, suç tarihinden hüküm tarihine ve oradan da kendi inceleme tarihine kadar geçen sürenin, çocuklar için indirimli olarak hesaplanan bu 4 yıllık asli dava zamanaşımı süresini doldurduğunu tespit etmiştir. Dava zamanaşımı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen (kendiliğinden) dikkate alınması gereken bir 'düşme' nedenidir (CMK m. 223/8). Süre dolduğu için Yargıtay, hükmü bozarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir. Bu, TCK m. 2'deki kanunilik ilkesinin bir gereği olarak, kanunda açıkça belirtilen süreler dolduğunda yargılamaya devam edilememesi anlamına gelir.