Anayasa Mahkemesi'nin 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi denetiminde, derece mahkemelerinin delil değerlendirmesine müdahale edip etmediğini, metindeki Bilal Celalettin Şaşmaz kararı örneği üzerinden tartışınız. AYM'nin denetiminin sınırları ve niteliği nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213447

Anayasa Mahkemesi (AYM), kural olarak bir 'dördüncü merci' değildir ve derece mahkemelerinin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapmaz. Delillerin takdiri, olayın sübutuna karar vermek derece mahkemelerinin görevidir. AYM'nin bu konudaki denetimi 'keyfilik' veya 'bariz takdir hatası' ile sınırlıdır. Ancak metindeki Bilal Celalettin Şaşmaz kararında da görüldüğü gibi, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin (Anayasa m. 38) ihlali iddiası gündeme geldiğinde, AYM'nin denetimi bu sınırlamanın bir adım ötesine geçmektedir. Bu denetimin niteliği ve sınırları şöyledir: 1) Delil Değerlendirmesinin Kalitesi ve Öngörülebilirlik: AYM, 'şu delil mahkumiyete yeterlidir/yetersizdir' şeklinde bir sonuca varmaz. Bunun yerine, derece mahkemesinin mevcut delillere dayanarak ulaştığı mahkumiyet sonucunun, kanunilik ilkesinin bir gereği olan 'öngörülebilirlik' testini geçip geçmediğini denetler. Yani, 'derece mahkemeleri tarafından yapılan delil değerlendirmesinin kalitesi hakkında kanaat açıklar'. 2) Bilal Celalettin Şaşmaz Kararındaki Uygulama: Bu kararda AYM, 'ilk derece mahkemesi... başvurucunun bir terör örgütüne üye olma bilinciyle hareket ettiğini ortaya koymakta başarılı olamamıştır' ve 'mahkumiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngördüğü gösterilememiştir' demiştir. Burada AYM, delillerin varlığını veya yokluğunu değil, mevcut delillerden yola çıkarak varılan sonucun (yani sanığın kastının var olduğu sonucunun) 'öngörülemez' olduğunu, çünkü delillerin bu sonucu makul kılacak kalitede ve yeterlilikte olmadığını belirtmektedir. 3) Sonuç: AYM, 'delillerin yetersizliğinden ziyade, delillerin değerlendirilmesi suretiyle ulaşılan sonucun öngörülemezliğine işaret etmektedir'. Bu, ince bir ayrımdır. AYM, derece mahkemesinin yerine geçip delil tartmamakta, ancak derece mahkemesinin yaptığı delil değerlendirmesinin, bir kişiyi yasal ve meşru görünen eylemleri nedeniyle mahkum etmeyi haklı çıkaracak düzeyde olmadığını, bu nedenle varılan sonucun kanunun öngörülemez bir yorumu olduğunu tespit etmektedir. Bu denetim, İHAM içtihadı ile de uyumludur.