Yargıtay 3. (16.) Ceza Dairesi'nin kararlarında, FETÖ/PDY yargılamalarında milat olarak '17-25 Aralık 2013' tarihinin esas alındığı görülmektedir. Metinde bu yaklaşımın neden 'geçmişe dönük bir değerlendirmeden ibaret olduğu' belirtilmiştir? İHAM'ın Ilıcak/Türkiye (No. 2) kararındaki tespiti bu argümanı nasıl desteklemektedir?
Metinde bu yaklaşımın 'geçmişe dönük bir değerlendirme' (ex post facto reasoning) olarak nitelendirilmesinin temel nedeni, 17-25 Aralık 2013 tarihinde, sıradan bir vatandaşın veya hatta hukuk sisteminin, bu olayların arkasındaki yapının bir 'silahlı terör örgütü' olduğuna dair kesin ve yerleşik bir bilgiye sahip olmamasıdır. Bu tarihin bir milat kabul edilmesi, ancak 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve sonrasındaki yargılamalarla ortaya çıkan bilgilere dayanarak geriye doğru bir akıl yürütmeyle mümkün olmaktadır. Olayların yaşandığı anda, kamuoyundaki algı, bir 'yolsuzluk operasyonu' veya 'hükümet-cemaat kavgası' şeklindeydi, bir 'terör faaliyeti' değil. İHAM'ın Ilıcak/Türkiye (No. 2) kararındaki §141'de yer alan tespit bu argümanı doğrudan desteklemektedir. Metinde de atıf yapılan bu tespitte İHAM, '17-25 Aralık soruşturmalarında görev alan emniyet ve yargı mensuplarına karşı açılan davalarda, ilk aşamada, terör örgütü üyeliği suçlaması yöneltilmediğini' belirtmiştir. Bu, devletin kendi adli mekanizmasının bile bu olayları ilk başta 'terör örgütü faaliyeti' olarak görmediğini, bu suçlamanın daha sonraki bir siyasi ve hukuki konjonktürde eklendiğini göstermektedir. Eğer devletin kendisi bile o tarihte olayları bu şekilde nitelemiyorsa, sıradan bir vatandaşın bu olayları bir 'terör örgütü' faaliyeti olarak algılayıp buna göre pozisyon almasını beklemek ve bu tarihi cezai sorumluluk için bir 'milat' kabul etmek, 'öngörülebilirlik' ve 'kanunilik' ilkeleriyle bağdaşmayan, geçmişe dönük bir yorumdan ibarettir.