Metindeki Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/867 K. sayılı kararında, sanığın hırsızlık yaptığı işyerinin kapısına zarar vermesi eylemi neden ayrıca 'mala zarar verme' (TCK m. 151) suçunu oluşturmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213425

Bu durum, ceza hukukundaki 'bileşik suç' (mürekkep suç) veya 'tüketen-tükenen norm' ilişkisiyle açıklanmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında, suçun işlenmesini kolaylaştırmak veya tamamlamak için zorunlu olarak veya doğal bir şekilde işlenen daha az ağır suçlar, hırsızlık suçunun içinde erir ve ayrıca cezalandırılmaz. Karardaki mantık şöyledir: 1) Hırsızlık Suçunun Unsuru Olarak Değerlendirme: Kapalı bir mekana (işyeri, konut vb.) hırsızlık amacıyla girmek için kapı, pencere veya kilide zarar vermek, genellikle hırsızlık eyleminin bir parçasıdır. Bu zarar verme eylemi, daha ağır olan hırsızlık suçuna ulaşmak için bir araç niteliğindedir. Kanun koyucu, TCK m. 142'de hırsızlık suçunun nitelikli hallerini düzenlerken, bu tür durumları zaten göz önünde bulundurarak cezayı ağırlaştırmıştır. 2) Tüketen-Tükenen Norm İlişkisi: Hırsızlık suçu, kendisinin işlenmesi için bir araç olan ve daha hafif nitelikteki mala zarar verme fiilini 'tüketir'. Yani, hırsızlık suçundan ceza verilirken, bu cezanın zaten kapıya verilen zararı da kapsadığı kabul edilir. Ayrı bir fiil olarak değil, hırsızlık suçunun işleniş biçimi olarak görülür. 3) İstisna: Eğer verilen zarar, hırsızlık suçunun işlenmesi için gerekenden çok daha fazla ise veya hırsızlık amacından bağımsız, sırf zarar verme kastıyla yapılmışsa (örneğin, hırsızlık yapıldıktan sonra tüm işyerinin ateşe verilmesi), bu durumda ayrıca mala zarar verme veya başka suçlardan da ceza verilebilir. Ancak somut olaydaki gibi, sadece içeri girmek için kapıya verilen zarar, hırsızlık suçunun unsuru sayıldığı için ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.