Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/1514 E. ve 2014/312 K. sayılı kararında, sanığın 'kişisel veri' niteliğindeki doğum raporunu ele geçirmesi TCK m. 136'dan suç sayılmıştır. Karara muhalif kalan üye, bu eylemin kast unsurundan yoksun olduğunu hangi gerekçeyle savunmuştur? Bu argüman, failin saiki ile kastı arasındaki ilişkiyi nasıl ele almaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213381

Muhalif üye, sanığın eyleminin TCK m. 136'yı oluşturmadığını, çünkü suçun manevi unsuru olan 'kast'ın bulunmadığını savunmuştur. Bu argümanın temel gerekçesi, sanığın saikinin (amacının) kişisel veriyi ele geçirmek değil, bir kamu zararını ortaya çıkarmak olmasıdır. Argüman, saik ile kast arasındaki ilişkiyi şu şekilde ele almaktadır: 1) Failin Saiki (Amacı): Muhalif üyeye göre sanığın temel amacı, katılanın kişisel verilerine merakını gidermek veya bu verileri kötüye kullanmak değildir. Sanığın amacı, 'işine devam etmeyen katılanın çalışmadan ücret aldığını, kamuyu zarara uğrattığını... ispatlamak' ve bu konuda yapacağı şikayeti delillendirmektir. Bu, (doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte) kamu yararını gözeten bir saiktir. 2) Saikin Kasta Etkisi: Ceza hukukunda kural olarak saik, kasttan bağımsızdır ve suçun oluşumunu etkilemez. Ancak muhalif üye, burada saikin, kastın varlığını sorgulatan bir nitelikte olduğunu savunmaktadır. Ona göre, sanığın kastı 'kişisel veriyi hukuka aykırı olarak ele geçirmeye' değil, 'bir yolsuzluğu veya haksızlığı ortaya çıkarmaya' yöneliktir. Bu durumda, suçun kanuni tanımındaki 'hukuka aykırı olarak... ele geçirme' fiiline yönelik doğrudan bir kasttan bahsedilemez. 3) Hukuka Aykırılık Bilinci: Muhalif üyenin argümanında, 'failin işlediği fille ilgili olarak suçun maddi unsurlarının yanı sıra bu fiilin hukuka aykırılığının da bilincinde olup olmadığının ayrıca araştırılması gerekir' denilmektedir. Sanık, kamu yararına bir eylemde bulunduğunu düşündüğü için, eyleminin 'hukuka aykırı' olduğu bilinciyle, yani suç işleme kastıyla hareket etmemektedir. Özetle, muhalif üye, sanığın nihai amacının (saikinin) meşru bir zemine (şikayet hakkı, kamu zararını önleme) dayandığını, bu nedenle suçun kanuni tanımındaki 'hukuka aykırılık' unsurunu bilerek ve isteyerek, yani doğrudan kastla hareket ettiğinin söylenemeyeceğini ileri sürmektedir. Bu, saikin, kastın yorumlanmasında dikkate alınması gerektiği yönünde bir yaklaşımdır.