TCK m. 182'de düzenlenen 'çevrenin taksirle kirletilmesi' suçu ile TCK m. 181'deki 'kasten kirletme' suçu arasındaki temel ayrım nedir? Metindeki Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/25325 E. sayılı kararında açıklanan 'bilinçli taksir' ve 'bilinçsiz taksir' kavramlarını bu suçlar bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213359

TCK m. 181 (kasten) ve TCK m. 182 (taksirle) düzenlenen suçlar arasındaki temel ayrım, suçun 'manevi unsurunda', yani failin fiili işlerken sahip olduğu zihinsel durumda yatmaktadır. Metindeki Yargıtay kararında bu ayrım net bir şekilde açıklanmıştır: 1) Çevrenin Kasten Kirletilmesi (TCK m. 181): Fail, atığı alıcı ortama vermenin çevre kirliliğine yol açacağını 'bilir' ve bu neticenin gerçekleşmesini 'ister'. Burada 'bilme ve isteme' unsurları bir aradadır. Failin amacı veya saiki doğrudan çevreyi kirletmektir. 2) Çevrenin Taksirle Kirletilmesi (TCK m. 182): Fail, çevreyi kirletmek istemez ancak 'dikkat ve özen yükümlülüğüne' aykırı davranarak kirlilik neticesine sebep olur. Taksir, bilinçli ve bilinçsiz olmak üzere ikiye ayrılır: a) Bilinçsiz Taksir (TCK m. 22/2): Fail, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle, eyleminin çevre kirliliğine yol açabileceği neticesini 'öngörmez'. Örneğin, arıtma tesisinin bakımını yapmayı unutan ve bu nedenle arıtılmamış suyun dereye karıştığını fark etmeyen fabrika sorumlusunun durumu böyledir. b) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Fail, eyleminin çevre kirliliği yaratma ihtimalini 'öngörür' ancak şansına, tecrübesine veya başka bir nedene güvenerek bu neticenin 'meydana gelmeyeceğine' inanır ve eylemi gerçekleştirir. Örneğin, sızıntı yapan bir tanktan atık taşıyan ve 'bir şey olmaz, yavaş giderim dökülmez' diyerek yola çıkan, ancak bir çukura girince atığın dökülmesine neden olan bir kamyon şoförünün durumu böyledir. Fail neticeyi öngörmüş ama istememiştir. Yargıtay, bu ayrımların her somut olayda titizlikle yapılarak sanığın kusurluluk türünün belirlenmesini ve cezasının buna göre verilmesini istemektedir.