TCK m. 2/3'teki 'kıyas yasağı', metindeki Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3021 K. sayılı kararında, yağma suçunun (TCK m. 149) işlendiği yerin 'avluda' olması durumunda nasıl bir rol oynamıştır? 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası durumu karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213343

Söz konusu karar, TCK m. 2/3'teki kıyas yasağının, suçun nitelikli hallerinin yorumlanmasındaki önemini göstermektedir. Durum şöyledir: 1) Değişiklik Öncesi Durum (Suç Tarihi): Suç tarihinde yürürlükte olan TCK m. 149/1-d, nitelikli hal olarak fiilin 'Yol kesmek suretiyle ya da konut veya iş yerinde' işlenmesini düzenliyordu. Kanun metninde 'eklenti' (müştemilat) kavramına yer verilmemişti. 'Avlu' ise hukuken konutun bir 'eklentisi' olarak kabul edilir. Yargıtay, kıyas yasağı (TCK m. 2/3) gereği, kanunda açıkça yazmayan 'eklenti' kavramının, sanık aleyhine yorumlanarak 'konut' kapsamına dahil edilemeyeceğini belirtmiştir. Yani, avluda işlenen yağma, bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilemezdi. Mahkemenin, olayın geçtiği yerin konutun kendisi mi yoksa eklentisi olan avlu mu olduğunu netleştirmeden bu fıkrayı uygulaması hukuka aykırı bulunmuştur. 2) Değişiklik Sonrası Durum (6545 sayılı Kanun): 28.06.2014'te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK m. 149/1-d 'konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde' şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle kanun koyucu, 'eklentiyi' açıkça nitelikli hal kapsamına almıştır. Dolayısıyla, bu değişiklikten sonra avluda işlenen yağma suçu, TCK m. 149/1-d kapsamında değerlendirilecektir. Sonuç olarak, Yargıtay'ın kararı, kanunilik ilkesi ve kıyas yasağının, kanun metninde açıkça yer almayan bir durumun sanık aleyhine genişletici yorumla suça dahil edilmesini engellediğini, bu tür boşlukların ancak yasama organı tarafından yapılacak bir kanun değişikliği ile doldurulabileceğini göstermesi açısından önemlidir.