TCK m. 2 ve 7. maddeleri uyarınca 'lehe kanun' ilkesi, 6763 sayılı Kanun ile CMK'nın 253. maddesinde 'uzlaşma' kurumuna ilişkin yapılan değişiklikler bağlamında nasıl uygulanır? Metindeki Yargıtay 4. ve 5. Ceza Dairesi kararlarından örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213337

TCK m. 7/2, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' hükmünü amirdir. Bu ilke sadece maddi ceza hukukuna ilişkin kurallar için değil, sanığın hukuki durumunu doğrudan etkileyen ve lehe sonuç doğuran usul kuralları için de geçerlidir. 'Uzlaşma' kurumu da bu niteliktedir, zira uzlaşma sağlanması halinde kamu davasının düşmesi gibi sanık lehine çok önemli bir sonuç doğurur. Metindeki Yargıtay kararları (örn: Yargıtay 4. CD, E:2014/20875, K:2018/1659 ve Yargıtay 5. CD, E:2014/10313, K:2018/184) bu ilkenin uygulamasını göstermektedir: 1) Suçun Uzlaşma Kapsamına Alınması: 02.12.2016'da yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun, CMK m. 253'ü değiştirerek uzlaşma kapsamındaki suçların sayısını artırmıştır. Örneğin, TCK m. 106/1'deki basit tehdit suçu uzlaşma kapsamına alınmıştır. Bir sanık, bu değişiklikten önce tehdit suçunu işlemiş ve hakkında dava açılmış olsa bile, yargılama devam ederken veya karar Yargıtay'da iken yürürlüğe giren bu lehe kanun hükmünden yararlanır. 2) Yargıtay'ın Uygulaması: Yargıtay, temyiz incelemesi sırasında, sanığa isnat edilen suçun yeni düzenleme ile uzlaşma kapsamına girdiğini tespit ederse, hükmün esasına ilişkin diğer incelemeleri yapmaksızın, sırf bu nedenle hükmü bozar. Kararda, 'uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması' gerekçe gösterilir. Dosya, uzlaştırma prosedürünün işletilmesi için yerel mahkemeye geri gönderilir. Bu, 'lehe kanunun derhal uygulanması' ilkesinin bir gereğidir ve TCK m. 2 ile 7'nin doğrudan bir sonucudur.