Bir fiilin aynı anda hem 2872 sayılı Çevre Kanunu'nda idari para cezası gerektiren bir kabahat hem de TCK m. 181'de bir suç olarak düzenlenmesi durumunda, hangi yaptırımın uygulanacağı nasıl belirlenir? Metindeki Yargıtay 23. Ceza Dairesi kararından hareketle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213334

Bir fiilin hem idari yaptırım (kabahat) hem de adli yaptırım (suç) kapsamına girmesi durumunda, hangi yaptırımın uygulanacağı, eylemin niteliğine ve kanunlardaki özel düzenlemelere göre belirlenir. Bu duruma 'içtima' ve 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılamama) ilkeleri çerçevesinde yaklaşılır. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/6537 K. sayılı kararında mahkumiyet hükmünü bozma nedenlerinden biri, mahkemenin 'eylemin idari para cezasını gerektiren 2872 sayılı Çevre Kanun’un 8. maddesinin yollamasıyla 20/ı bendindeki yasal düzenlemeye uyup uymadığını tartışmaması'dır. Bu, mahkemenin suç-kabahat ayrımını yapması gerektiğini gösterir. Uygulamada yaklaşım şöyledir: 1) Fiilin Değerlendirilmesi: Her çevreye aykırı eylem doğrudan TCK kapsamında suç değildir. Çoğu eylem, 2872 sayılı Kanun'da idari para cezası gerektiren bir kabahat olarak tanımlanmıştır. TCK m. 181'in uygulanabilmesi için, eylemin 'çevreye zarar verecek şekilde' olması, yani somut bir tehlike yaratması gerekir. Tehlikenin boyutunun önemsiz olduğu, sadece usuli bir eksikliğin bulunduğu durumlarda eylem kabahat olarak kalabilir. 2) Özel Kanun Önceliği ve TCK'nın İkincilliği (Subsidiarite): Eğer özel bir kanun (Çevre Kanunu gibi) bir fiili sadece idari yaptırıma bağlamışsa ve TCK'daki suç tanımının unsurları (özellikle tehlikenin ciddiyeti) tam olarak oluşmamışsa, genellikle idari yaptırım uygulanır. Ancak, aynı fiil TCK'daki daha ağır bir tanıma (örn: TCK m. 181) uyuyorsa, 'fikri içtima' kuralları gereği en ağır cezayı gerektiren suçtan (yani TCK m. 181'den) ceza verilir, ayrıca idari para cezası verilmez. 3) Yargıtay'ın Beklentisi: Yargıtay, mahkemeden, eylemin niteliğini, yarattığı tehlikenin boyutunu, TCK m. 181'in unsurlarının oluşup oluşmadığını ve Çevre Kanunu'ndaki kabahat tanımıyla ilişkisini gerekçeli bir şekilde tartışmasını beklemektedir. Bu tartışma yapılmadan doğrudan TCK'dan mahkumiyet kurulması, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle bozma nedenidir.