TCK m. 181'de düzenlenen çevrenin kasten kirletilmesi suçunun tüzel kişiler açısından sorumluluğu nasıl düzenlenmiştir? Metindeki Yargıtay kararlarında bu konu nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213332

TCK m. 181'in 5. fıkrası, 'Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.' hükmünü içermektedir. Bu, ceza hukukunun 'cezaların şahsiliği' ilkesinin bir sonucudur; tüzel kişilere hapis veya adli para cezası gibi 'cezalar' verilemez, ancak onlar hakkında 'güvenlik tedbirleri' uygulanabilir. Bu güvenlik tedbirleri TCK m. 60'ta 'iznin iptali' ve 'müsadere' olarak düzenlenmiştir. Metindeki Yargıtay kararlarında bu konu şu şekilde ele alınmıştır: Gerçek kişilerin sorumluluğu üzerinden gidilmektedir. Davalar, genellikle şirketin yetkilileri (yönetim kurulu üyesi, fabrika müdürü, arıtma tesisi şefi vb.) hakkında açılmaktadır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/26925 E. sayılı kararında, atıkların dökülmesinden tesis ve işletme sahiplerinin (tüzel kişinin temsilcilerinin) 'asıl kusur sahibi' olduğu belirtilmiştir. Yani, suçun faili olarak eylemi gerçekleştiren veya talimatı veren gerçek kişiler yargılanmakta, onlar hakkında TCK m. 181'in ilgili fıkralarına göre ceza tayin edilmektedir. Tüzel kişinin sorumluluğu ise, bu gerçek kişilerin mahkumiyetine bağlı olarak, fıkrada belirtilen şartlar (fiilin m. 181/2, 3 veya 4 kapsamında olması) varsa, ayrıca TCK m. 60 uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Dikkat çekici olan, TCK m. 181/5'in, suçun temel şekli olan 1. fıkrayı kapsamamasıdır. Yani, sadece atıkların toprağa, suya veya havaya verilmesi (m. 181/1) durumunda, tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedilemez. Ancak atıklar kalıcı özellik gösteriyorsa (m. 181/3) veya nitelikli haldeyse (m. 181/4) ya da izinsiz ülkeye sokulmuşsa (m. 181/2), tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir.