Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/39 K. sayılı kararında, sanığın hazır bulunduğu duruşmada son söz verilmeden hüküm kurulması neden mutlak bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir? Bu kuralın CMK'daki yerini ve hangi temel hakla ilişkili olduğunu belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213329

YCGK'nın ilgili kararında ve yerleşik içtihadında, hazır bulunan sanığa son söz verilmeden hüküm kurulması, CMK m. 216/3'ün ihlali ve bu nedenle 'savunma hakkının kısıtlanması' niteliğinde olduğu için mutlak bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir. Gerekçeleri şunlardır: 1) Yasal Dayanak: CMK m. 216/3, 'Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.' şeklinde emredici bir hüküm içermektedir. Bu, bir takdir hakkı değil, mahkemenin uymakla yükümlü olduğu bir usul kuralıdır. 2) Savunma Hakkı ile İlişkisi: Son söz hakkı, Anayasa m. 36 ve İHAS m. 6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın en temel unsurlarından olan 'savunma hakkı'nın ayrılmaz bir parçasıdır. Sanığa, delillerin tartışılması ve iddia makamının esas hakkındaki mütalaasından sonra, mahkemenin kararından önce son bir kez kendini ifade etme, masumiyetini dile getirme veya pişmanlığını belirtme imkanı tanır. Bu, sanığın yargılamanın süjesi olduğunun ve dinlenilme hakkının son ve en önemli tezahürüdür. 3) Mutlak Bozma Nedeni Olması: Bu kuralın ihlali, yargılamanın adilliğine gölge düşüren ve telafisi mümkün olmayan bir usul hatası olarak görülür. Sanığın son sözde ne söyleyeceğinin veya söyleyeceklerinin kararı etkileyip etkilemeyeceğinin bir önemi yoktur. Hakkın kendisinin kullandırılmamış olması, savunma hakkının esastan kısıtlandığı anlamına gelir. Bu nedenle Yargıtay, bu tür bir usul hatasını 'hukuka kesin aykırılık' hallerinden biri olarak kabul etmekte ve hükmün diğer yönlerini incelemeden, esasa girmeden, sırf bu nedenle bozulmasına karar vermektedir.