Metindeki Yargıtay 23. Ceza Dairesi kararında (2015/6537 K.), yasadışı trol avcılığı yapan sanığın, sahil güvenliği fark edince yakaladığı balıkları ve katı atıkları denize dökmesi eylemiyle ilgili kurulan mahkumiyet hükmü neden bozulmuştur? Bu karar, TCK m. 181'in unsurlarının hükümde nasıl yer alması gerektiğine işaret etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213326

Söz konusu Yargıtay kararında, çevrenin kasten kirletilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasının iki temel nedeni vardır: 1) 'Teknik Usullere Aykırılık' Unsurunun Belirlenmemesi: Mahkeme, sanığın eyleminin TCK m. 181/1 uyarınca 'ilgili kanunlarla belirlenen hangi teknik usullere aykırı olarak' atık veya artıkları suya verdiğini hükmünde tartışıp göstermemiştir. TCK m. 181'in uygulanabilmesi için sadece atığın suya dökülmesi yeterli değildir; bu eylemin, ilgili mevzuatta (örn: Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Çevre Kanunu vb.) belirtilen standartlara ve yöntemlere aykırı olduğunun da tespit edilmesi gerekir. Yargıtay, mahkemenin bu unsuru somutlaştırmadan hüküm kurmasını eksik bulmuştur. 2) Suç-Kabahat Ayrımının Yapılmaması: Yargıtay, sanığın eyleminin idari para cezasını gerektiren 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. ve 20/ı maddeleri kapsamındaki bir kabahati mi, yoksa TCK m. 181 kapsamındaki bir suçu mu oluşturduğunun tartışılmamasını da bir bozma nedeni saymıştır. Her çevreye aykırı eylem ceza hukuku anlamında suç teşkil etmeyebilir. Eylemin niteliğine göre idari yaptırım (kabahat) uygulanması da mümkündür. Mahkemenin, eylemin 'çevreye zarar verecek şekilde' olup olmadığını, tehlikenin boyutunu değerlendirerek ve ilgili kanun maddelerini karşılaştırarak bu ayrımı yapması gerekirdi. Bu karar, mahkumiyet hükümlerinin TCK m. 181'in tüm unsurlarını (objektif ve sübjektif) açıkça, ilgili mevzuata atıf yaparak ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde gerekçelendirmesi gerektiğini göstermektedir.