Çevrenin kasten kirletilmesi (TCK m. 181) suçunda, atık veya artıkların 'ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı' olarak alıcı ortama verilmesi gerekmektedir. Metindeki Yargıtay kararları, bu 'teknik usullerin' kaynağını nasıl belirlemektedir? Mahkemelerin bu unsuru tespit ederken nasıl bir yol izlemesi gerektiğini açıklayınız.
Metindeki Yargıtay kararları (örn. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2012/38401, K: 2014/36708), 'teknik usullere aykırılık' unsurunun belirlenmesinde idari düzenlemelere atıf yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu 'teknik usuller', doğrudan kanun metninde değil, 2872 sayılı Çevre Kanunu gibi çerçeve kanunlara dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde somutlaşmaktadır. Yargıtay'ın benimsediği yaklaşım şöyledir: 1) İlgili Yönetmeliklerin Tespiti: Mahkeme, suça konu atığın niteliğine (katı atık, atık su, tehlikeli atık vb.) ve kirletilen alıcı ortama (toprak, su, hava) göre hangi yönetmeliğin uygulanacağını tespit etmelidir. Metinde Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gibi çeşitli yönetmeliklere atıf yapılmaktadır. 2) Yönetmelikteki Yasak ve Standartların Belirlenmesi: Mahkeme, ilgili yönetmelikte yer alan yasakları, deşarj standartlarını, depolama ve bertaraf yöntemlerini ve atık sınıflandırmalarını dikkate almalıdır. Örneğin, bir atık suyun kirletici olup olmadığı, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ekindeki sektörel limit deşarj değerlerine göre belirlenir. 3) Bilirkişi İncelemesi: Bu tespitler teknik bilgi gerektirdiğinden, Yargıtay kararlarında ısrarla vurgulandığı üzere, mahkemenin üniversitelerin ilgili bölümlerinden (çevre mühendisliği, kimya mühendisliği, ziraat fakültesi vb.) seçilecek uzman bilirkişilerden rapor alması gerekmektedir. Bilirkişi raporu, atığın niteliğini, ilgili yönetmeliklere göre hangi standartları veya yasakları ihlal ettiğini ve çevreye zarar verme potansiyelini Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açıkça ortaya koymalıdır.