TCK m. 181/1'de düzenlenen çevrenin kasten kirletilmesi suçunun oluşumu için 'ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık' ve 'çevreye zarar verecek şekilde' olmak üzere iki objektif unsur aranmaktadır. Metindeki Yargıtay kararlarına göre 'çevreye zarar verecek şekilde' kavramı somut bir zararı mı, yoksa bir zarar tehlikesini mi ifade eder? Bu suçun hukuki niteliğini (zarar/tehlike suçu) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213311

Metinde alıntılanan Yargıtay kararlarına (örneğin, Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E: 2015/26925, K: 2017/2169) göre, TCK m. 181/1'deki 'çevreye zarar verecek şekilde' kavramı, 'gerçekleşen somut bir zararı' değil, 'zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini' anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, atık veya artığın alıcı ortama (toprak, su, hava) verilmesiyle suç oluşacaktır. Bu nedenle, çevrenin kasten kirletilmesi suçu, bir 'somut tehlike suçu' olarak düzenlenmiştir. Yani, suçun oluşması için çevrenin fiilen ve somut olarak zarar görmüş olması şart değildir. Yapılan eylemin (atık veya artığın teknik usullere aykırı olarak alıcı ortama verilmesi), çevrede bir kirlenme ve bozulma tehlikesi yaratmaya elverişli olması suçun oluşumu için yeterlidir. Zararın fiilen gerçekleşmesi, bu suçta bir unsur veya cezalandırma şartı değildir. Bu yorum, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını daha etkin bir şekilde korumayı amaçlamaktadır, zira kirlenme tehlikesinin ortaya çıktığı anda müdahale imkanı tanımaktadır.