Metinde eleştirilen Yargıtay içtihadına göre, FETÖ/PDY'ye ilişkin 'zaman sınırlaması' veya 'başlangıç tarihi belirlemesi', örgütün kurucuları, üst düzey yöneticileri ve 'mahrem imamları' için neden yapılmamaktadır? Bu yaklaşımın altında yatan temel varsayım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213287

Metinde eleştirilen Yargıtay içtihadına (örn: Yargıtay 16. CD, E:2018/946, K:2018/1892) göre, 'zaman sınırlaması' veya 'milat' uygulaması örgüt hiyerarşisinin en tepesindekiler için yapılmamaktadır. Bunun altında yatan temel varsayım, bu kişilerin örgütün nihai amacını ve illegal niteliğini 'en baştan itibaren' bildikleridir. Yaklaşımın detayları şöyledir: 1) Bilgi ve Kast Varsayımı: Yargıtay, örgütün kurucuları, üst düzey yöneticileri (konsey üyeleri vb.) ve Emniyet, Yargı, Genelkurmay gibi devletin kritik kurumlarındaki 'mahrem imamları' gibi kişilerin, örgütün genel politikalarını belirleyen ve uygulayan çekirdek kadro olduğunu kabul etmektedir. Bu kişilerin, örgütün nihai hedefinin 'Devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek' olduğunu (3713 s.K. m.1 tanımı) kuruluşundan veya bu amaca yöneldiği andan itibaren bildikleri varsayılır. 2) Hata İddiasının Reddi: Bu varsayım nedeniyle, söz konusu üst düzey sanıkların 'ben örgütün terör örgütü olduğunu bilmiyordum, bir eğitim hareketi sanıyordum' şeklindeki bir hata (TCK m. 30/1) iddiasında bulunmaları mümkün görülmez. Onların kastının, en başından beri suç işlemeye ve örgütün illegal amaçlarına yönelik olduğu kabul edilir. 3) Zaman Sınırlamasının Anlamsızlığı: Zaman sınırlaması veya milat tartışması, yapının gerçek yüzünün ne zaman kamuoyunca veya sıradan bir üye tarafından 'bilinebilir' hale geldiğiyle ilgilidir. Örgütün en tepesindekilerin ise bu bilgiye kamuoyundan çok önce, bizzat planlamanın içinde yer aldıkları için sahip oldukları düşünülür. Bu nedenle, onlar için 17-25 Aralık veya MGK kararları gibi dışsal olayların bir anlamı yoktur. Onların cezai sorumluluğu, örgütün bu illegal amaca yöneldiği ilk andan itibaren başlar. Metindeki eleştiri, bu varsayımın alt kademedekiler için bir 'fiili karineye' dönüşerek bireysel değerlendirmeyi engellemesi ve adaletsiz sonuçlara yol açmasıdır.