Bir fiilin TCK m. 181/1'e göre 'ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı' olduğunu ispatlamak için, sadece atığın yönetmelikteki limit değerleri aştığını göstermek yeterli midir, yoksa atığın yönetmelikte 'kirletici' olarak tanımlanmış olması da gerekir mi? Metindeki Yargıtay kararlarının bu konudaki yaklaşımını, özellikle farklı tarihli yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213280

Metindeki Yargıtay kararlarının detaylı analizinden, bir fiilin 'teknik usullere aykırı' olduğunun ispatı için hem atığın niteliğinin hem de limit değerlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Sadece bir limitin aşılması tek başına yeterli olmayabilir. Yargıtay'ın yaklaşımı şöyledir: 1) Atığın Tanımlanması (Sınıflandırma): Öncelikle, suça konu atığın, suç tarihinde yürürlükte olan ilgili yönetmeliklerde (örn: Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik, Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik) 'atık' veya 'kirletici unsur' olarak tanımlanan kategorilerden birine girdiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması gerekir. Yargıtay kararları, yönetmeliklerin eklerindeki atık listelerine (örn: Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik Ek-1 listesi) veya tanımlara (örn: 'tehlikeli atık') atıf yapılmasını zorunlu görmektedir. 2) Limit Değerlerin Aşılması: Atığın ilgili yönetmelikte kirletici bir madde olarak tanımlandığı tespit edildikten sonra, bu atığın alıcı ortama verilmesindeki limit değerlerin (örn: Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ndeki deşarj limitleri, Toprak Kirliliği... Yönetmeliği'ndeki jenerik kirletici sınır değerleri) aşılıp aşılmadığına bakılır. 3) Farklı Tarihli Yönetmelikler ve Lehe Kanun: Metindeki kararlar, yönetmeliklerin zaman içinde değiştiğine ve atık tanımlarının farklılaştığına dikkat çekmektedir. Yargıtay, TCK m. 7'deki 'lehe kanun' ilkesini bu alanda da uygulamaktadır. 'Zaman bakımından uygulama ilkesinin zorunlu sonucu olarak suç tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelikte toprağı kirlettiği yahut kirletme ihtimali taşıdığı kabul edilen atığa, sonradan yürürlüğe giren yönetmelikte de yer verilmiş olmalıdır.' Yani, bir atık suç tarihinde kirletici sayılıp daha sonraki bir yönetmelikte bu listeden çıkarılmışsa, sanık lehindeki bu durum dikkate alınmalıdır. Sonuç olarak, mahkemenin, bilirkişi raporu aracılığıyla hem atığın suç tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre 'kirletici' olarak tanımlandığını hem de ilgili 'limit değerleri' aştığını birlikte tespit etmesi gerekmektedir.