Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/132 K. sayılı kararı, CMK m. 119/4'e aykırı olarak arama tanığı bulundurulmadan yapılan bir aramanın sonuçlarını nasıl değerlendirmiştir? Bu kararda 'hukuka aykırı delil' kavramı nasıl ele alınmış ve bu delil dışındaki delillerin yeterliliği nasıl sorgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213274

YCGK'nın bu önemli kararı, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararından sonraki yeni içtihadı yansıtmaktadır. Kararda, arama tanığı olmadan yapılan aramanın sonuçları şu şekilde değerlendirilmiştir: 1) Aramanın Hukuka Aykırılığı: Kurul, CMK m. 119/4'teki 'o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur' hükmünün emredici bir kural olduğunu ve bu kurala uyulmamasının, arama işleminin 'icrası bakımından hukuka aykırı' hale getirdiğini net bir şekilde tespit etmiştir. 2) 'Hukuka Aykırı Delil' Kavramı: Bu hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen tüm maddi delillerin (somut olayda mermiler) 'hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil' niteliğinde olduğuna ve CMK m. 206/2-a ile m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamayacağına karar verilmiştir. Yani, bu deliller yok sayılmalıdır. 3) Diğer Delillerin Yeterliliğinin Sorgulanması: Mahkeme, hukuka aykırı delili dışladıktan sonra, dosyada geriye kalan delillerin mahkumiyet için yeterli olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Somut olayda YCGK, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen mermiler ve buna ilişkin tutanaklar dışlandığında, geriye sadece sanığın inkara yönelik savunmaları ve örgütle bağlantısının kurulamaması gibi hususların kaldığını görmüştür. Sanığın suçlamayı kabul etmemesi ve aleyhinde başka hiçbir hukuka uygun delil bulunmaması nedeniyle, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu karar, 'hukuka aykırı delillerin' dosyadan tamamen ayıklanması ve kararın yalnızca geriye kalan hukuka uygun delillere dayandırılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.