Metinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin 'öngörülebilirlik' ölçütüne merkezi bir yer verdiği belirtilmektedir. Bu ölçütün, ceza kanunlarının yorumlanması üzerindeki etkisini, özellikle TCK m. 314 (silahlı örgüt üyeliği) gibi geniş yorumlanmaya müsait suçlar açısından Venedik Komisyonu'nun tavsiyeleriyle birlikte değerlendiriniz.
İHAM içtihadında 'öngörülebilirlik', İHAS m. 7'deki 'kanunilik' ilkesinin temel bir taşıdır. Bu ölçüt, bir kişinin, eylemde bulunduğu sırada, ilgili kanun hükmünün lafzından ve mahkemelerin o hükmü yorumlama biçiminden, hangi davranışının cezai sorumluluk gerektireceğini makul olarak anlayabilmesi anlamına gelir. Ceza kanunlarının yorumu üzerindeki etkisi şudur: 1) Geniş Yorumun Sınırlandırılması: Öngörülebilirlik ilkesi, ceza normlarının, özellikle TCK m. 314 gibi soyut ve geniş tanımlar içeren suçların, sanık aleyhine ve önceden suç sayılmayan fiilleri kapsayacak şekilde geniş yorumlanmasını yasaklar. Yorum, kanunun lafzının ve amacının makul sınırları içinde kalmalıdır. 2) Keyfiliğe Karşı Koruma: İHAM'a göre bir kural, ancak kamu mercileri tarafından keyfi olarak uygulanmasına karşı bir koruma sağlıyorsa 'öngörülebilir' sayılır. TCK m. 314'ün, başlangıçta yasal olan her türlü sosyal veya ekonomik faaliyeti (banka, dernek, gazete vb.) kapsayacak şekilde yorumlanması, keyfi uygulamalara kapı aralar ve bu nedenle öngörülebilirlik testini geçemez. 3) Venedik Komisyonu'nun Tavsiyeleri: Metinde atıf yapılan Venedik Komisyonu Raporu da bu endişeleri yansıtmaktadır. Komisyon, TCK m. 314'ten mahkumiyet için 'ikna edici delillere' ihtiyaç olduğunu ve Yargıtay'ın benimsediği 'eylemlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu ile kişinin örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin gösterilmesi' ilkesinin sıkı bir şekilde uygulanmasını tavsiye etmiştir. Komisyon, bu ilkenin geniş yorumlanmasının İHAS m. 7 ile ilgili sorunlar yaratacağını özellikle belirtmiştir. Bu tavsiye, öngörülebilirlik ilkesinin somut bir gereğidir: Mahkumiyet, kişinin örgüte organik bağını ve suç işleme kastını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan somut delillere dayanmalıdır, yasal faaliyetlerin geniş yorumlanmasına değil.